Stranger: küçük istavrit
Stranger: yiyecek bişi sanıp
Stranger: hızla atıldı çapariye
Stranger: önce müthiş bir acı duydu dudağında
You: oysaki palamut bilmiyordu yolun sonunda başına ne geleceğini
Stranger: gümbür gümbür oldu yüreği
Stranger: sonra hızla çekildi yukarı
You: yapmaaaa
Stranger: aslında hep merak etmişti denizlerin üstünü
Stranger: neye benzerdi acep gökyüzü
You: merak edilcek bişey de yok ki be abi
Stranger: ibir yandan ölüm korkusu
You: yazık olmuş güzelim küçük istavrite
Stranger: dudağı yarıklar denir
Stranger: şanslıdır onlar
Stranger: hani görüpte gökyüzünü insanı
You: çarşıda kilosu 4 liradan satılıyo şimdi
Stranger: son anda kurtulanlar oltadan
Stranger: ne çare
Stranger: balıkçının parmakalrı hoyratça kavramıştı onu
Stranger: küçük istavrit anladı yolun sonu
You: trajik
Stranger: koca denizlere sığmazdı yüreği
Stranger: oysa şimdi yüzerken küçücük yeşil leğende
Stranger: cnsız uzanivermiş dostlarına değiyordu
Stranger: minik yüreği
Stranger: bir kedi yalanarak baktı gözünün içine
Stranger: yavaşça karardı dünya
Stranger: başı da dönüyordu
Stranger: son birkez düşündü derin maviyi
Stranger: beyaz mercanı bir de yeşil yosunu
Stranger: işte tam o sırada eğilip aldım onu
Stranger: yürüdüm deniz kenarına
You: dur tahmin ediim
You: geri attım de
Stranger: bir öpücük kondurdum başına
Stranger: iki damla gözyaşından ibaret sade bir törenle saldım
Stranger: denizin sularına
Stranger: bir an öylece bakakaldı
Stranger: sonra sevinçle dibe daldı
Stranger: tüm kederimi söküp atarak gitti
Stranger: bir kaç değerli pulunu elime avuçalrıma bırakarak teşlekkür etmeyi
Stranger: de ihmal etmemeişti
Stranger: balıkçı ve kedi şaşkın
You: kıssadan hisse
Stranger: baktılar yüzüme
You: balık fosfor içerir
You: balık yiyen insanlar daha zekidir
Stranger: neden yaptın bunu der gibiydiler
Stranger: dedim
Stranger: birgün
Stranger: kendimi yeşil leğendeki küçük istavrit kadar çaresiz bulursam
Stranger: son ana kadar hep bir umudum olsun diye...
Your conversational partner has disconnected. **