elini ayağını çekmek hayattan, kurulmak bir köşeye tacı takarak ve bırakmak geride kalan ne varsa umursamamak... ya da umursadığı için yapmak bunu, gözleri dolu dolu bakarak, içindeki alevleri fışkırtarak yüreğinden, ve de dili içtiği sıcak sütten dolayı yanarak...
bir de yük var üstünde taşınıcak; bırakmışlığın, terk etmişliğin yükü pek de ağır...
gidilecek diyarlar var, görülecek yerler, duyulacak sesler lakin kulaklar sağır...
tutulacak eller var o diyarlarda ama geridekilerden soğuk, üşüyen bir beden var oralarda gözleri donuk...
nefesi titriyor konuşurken gitmek mi gerek?
madem gidilecekti neyi bekledi bu yürek?
peki hala beklemeye devam mı edecek, hala mı kapanmayacak gözleri rahat bir uykuya o gelene dek...
ey giden sevgili bir dön bak geriye, gözyaşlarımın oluşturduğu şu kara deliğe...
yüreğim çırpınırken küçük bir kuş gibi, ey sen canıma can katan bir zamanlar; ben ölmüşüm sen gideli...
bu can var oldukca dönüşünü bekleyecek, ey sen güzel insan gitme gel geri...