12 mart ihtilalin pencesinde demokrasi

entry9 galeri
    9.
  1. 6. bölüm- sağ-sol:

    1965'in ilk aylarında ismet inönü, ap'nin çiçeği burnunda lideri süleyman demirel'in işaretiyle devrilmişti. hükümeti kurma görevinin de ona verilmesi gerekiyordu, ama demirel istemedi. henüz deneyimsizdi. seçimlere sekiz ay vardı. başbakanlığa ap senatörü, chp'nin eski bakanlarından suat hayri ürgüplü getirildi. ürgüplü hükümeti, tbmm'de chp dışındaki beş partiden bakanlarla kuruldu. demirel, ürgüplü hükümetinde başbakan yardımcılığına atandı. böylece, henüz milletvekili olmamasına karşın meclis sıralarında yer almaya başladı. bu arada, iktidarı asla ap'ye vermeyeceği söylenen çevrelerle uzlaştı.

    1965 sonbaharı geldiğinde türkiye seçim havasına girmişti. inönü'yü mecliste deviren demirel, aynı başarıyı bu kez sandıkta göstermek istiyordu. ama demirel'in işi hiç kolay değildi. bir yanda ismet inönü gibi deneyimli bir devlet adamı, ordular yönetmiş bir eski komutan vardı. öbür yanda ise 27 mayıs'ta dp'yi deviren, dp'nin ardılı ap'ye hiç de sempatiyle bakmayan ordu duruyordu. "ordu, iktidarı ap'ye verecek mi" sorusu kafaları kurcalıyordu. o dönem mah'ın asker kökenli müsteşarı ziya selışık, demirel'e "iyi saatte olsunlar rahatsız" gibi imalı sözler söylüyordu. "iyi saatte olsunlar", ordunun ta kendisiydi. demirel'e, giresun'daki seçim mitingi sırasında "menderes'i astık, seni de asarız" yazan tehdit içerikli bir not iletilmişti. ama her şeye karşın demirel, gittiği yerlerde büyük ilgi görüyordu. artık sağın tartışmasız lideri adalet partisi idi.

    sağda aynı dönemde yeni bir isim sivrilmeye başlamıştı. 27 mayıs'ın kudretli albayı alparslan türkeş, 14'ler olayından sonra hindistan'a sürülmüş, türkiye'ye dönüşünde bir süre ap içinde zemin yoklamıştı. ap'de umduğunu bulamadıktan sonra, 14'lerden bir grup ile sağdaki ckmp'ye girmiş ve kısa sürede partinin genel başkanı olmuştu. türkeş'in genel başkanlığında parti, bozkurtlarıyla türk sağında yeni bir yapılanmaya evrilecek, 1969 yılında mhp adını alarak bu durumu resmileştirecekti.

    solda ise yeni bir yapılanma filizlenmeye başladı. devrimci görüşler, 27 mayıs'tan sonra chp'den umduğunu bulamamış, kendine yeni bir adres aramaya başlamıştı. aranan adres kısa sürede bulundu: türkiye işçi partisi. mehmet ali aybar'ın başkanlığındaki tip, behice boran ve çetin altan gibi isimlerle seçimlere iddialı bir biçimde hazırlanıyordu. tip, türkiye'yi sosyalizm düşüncesiyle tanıştırmıştı. ne var ki bu tanışma, o zamana dek solculuğun suç gibi görüldüğü türkiye'de hiç kolay olmamıştı.

    bu manzaraya bakıldığında işi asıl güçleşen parti chp'ydi. chp, 27 mayıs'tan sonra kurulan başarısız koalisyonlardan, darbe girişimlerinden ve kıbrıs krizlerinden yorgun düşmüştü. üstelik, sol oyların artık tip gibi iddialı bir adresi vardı. bu koşullarda chp, yenilgiyi önlemek için bir çare arıyordu. aranan çare kısa sürede bulundu. inönü, "biz ortanın solunda bir partiyiz" dedi. ama bu formül de çare olmadı. tersine, chp'nin solculuğunu itiraf ettiğini gören sağ partiler, bu kez chp'ye şiddetle hücum etmeye başladılar. "ortanın solu, moskova'nın yolu" sloganı ile chp suçlanmaya başladı. chp'liler, bütün bir seçim sürecini ortanın solunun komünizm olmadığını anlatmaya uğraşarak geçirdi.

    10 ekim 1965 günü seçimler yapıldı. adalet partisi, oyların yüzde 52'sini alarak seçimleri kazandı. beş yıl önce, 27 mayıs 1960'ta süngüyle devrilenler, beş yıl sonra yeniden iktidar olmuşlardı. seçimden kazançlı çıkan bir diğer parti ise türkiye işçi partisi olmuştu. tip, yüzde 3'lük bir oya ulaşmıştı. küçük partilerin oylarını da hesaba katan milli bakiye sistemi sayesinde tip, 15 milletvekili çıkarmış, tbmm'de sayıca az, ama sesi gür çıkan bir muhalefet partisi olarak yer almıştı. seçimler, ap için zafer, tip için başarı, chp için ise tam bir hezimetti. chp'nin oyları yüzde 30'un da altına düşmüştü. seçmen, 27 mayıs sonrasının tüm faturasını chp'ye çıkarmıştı.

    chp'de yenilginin ardından iç tartışmalar başladı. yenilgiye bir sorumlu aranıyordu ve bu sorumlu kısa sürede bulundu. o güne dek medet beklenen ortanın solu sloganı, bir süre sonra yenilginin sorumlusu olarak yaftalandı. bu sloganı savunan, sahiplenen kesimler de güç durumda kalmışlardı. o kadar ki, ortanın solunu sahiplenen isimlerden bülent ecevit, siyaseti bırakıp gazeteciliğe dönmeyi bile düşünmüş, ancak yakın çevresinin etkisiyle bu kararından caymıştı.

    yeni başbakan süleyman demirel, hükümeti kurma görevini cumhurbaşkanı cemal gürsel'den 23 ekim 1965'te aldı. o heyecanla doğru meclise, ap grubuna gitti. ancak ilk kriz de o sırada patladı. zira demirel, parti içi muhalefetin başını çeken sadettin bilgiç ve arkadaşlarını kabineye almamıştı. bakanlık bekleyenler, düş kırıklığı yaşamıştı. ama bu kriz kolayca aşıldı. demirel, parti içi muhalefeti yatıştırdı, gönüller alındı, iç barış sağlandı. ama yeni bir kriz kapıdaydı.

    1966 yılının şubat ayında cumhurbaşkanı cemal gürsel'in sağlığı kötüye gitmeye başlamıştı. gürsel'in sağ yanına felç inmişti ve artık yürümekte bile güçlük çekiyordu. doktorlar, gürsel'in abd'de tedavi görmesinin yararlı olacağını söylüyordu. gürsel, bu öneri üzerine abd'ye uçtu. tedavisi başlangıçta iyi giderken kısa bir süre sonra bozulmaya başladı. artık gürsel'in yaşama şansı yoktu. "bari kendi ülkesinde ölsün" denilerek türkiye'ye getirildi. bu durum üzerine gürsel'in cumhurbaşkanlığına son verildi. meclis, yeni bir cumhurbaşkanı seçecekti.

    ap içinde bir grup, 1961'de kaçan fırsatın ayaklarına geldiğini düşünerek sivil bir aday üzerinde bastırıyordu. ama demirel öyle düşünmüyordu. aklındaki isim, genelkurmay başkanı cevdet sunay'dı. chp lideri inönü'ye aracılar yolladı, inönü de sunay'ı destekleyeceğini iletti. böylece dönemin üç büyük siyasi gücü; ap, chp ve tsk, bir aday üzerinde anlaşma sağlamıştı. sunay, derhal emekli edilerek kontenjan senatörlüğüne getirildi. cevdet sunay, 28 mart 1966 pazartesi günü türkiye cumhuriyeti'nin beşinci cumhurbaşkanı seçildi. ckmp hariç bütün partiler, sunay'a oy verirken, ckmp ise sunay'ın karşısına bir başka emekli askeri, kendi genel başkanları albay türkeş'i çıkarmıştı. türkeş, sunay'ın cumhurbaşkanı seçilmesinin antidemokratik bir geleneği başlatacağını, genelkurmay başkanının cumhurbaşkanı olmasının bir tür rüşvet olacağını savunuyordu. genelkurmay başkanlığına ise sunay'ın yerine orgeneral cemal tural atandı. demirel'in aklındaki düşünce, sunay'ı köşke çıkarıp orduyu kontrol altında tutmaktı. bu düşüncesinin beş yıl sonra aynı günlerde boşa çıkacağını öngöremezdi. oysa 12 mart için geri sayım, tam da o günlerde başladı.

    1966 ilkbaharı, köktendinci çevrelerin seslerini yükselttiği ve laiklik meselesinin türkiye gündemine geldiği bir dönem oldu. nisan ayında yurdun bazı yerlerindeki atatürk heykel ve büstlerine köktendinci kişiler tarafından saldırı yapıldı. saldırılar, büyük bir tepkiyle karşılandı. inönü, "bunlar nurcu" diye hiddetlenirken, genelkurmay başkanı tural ise "nurculuk da komünizm kadar tehlikelidir" dedi. bu hengame içinde ap milletvekili muammer dirik'in "19 mayıs'ta şorta hayır" kampanyasına katılması bardağı taşırdı. demirel, iktidarının daha ilk yılında ordu ile gerilim yaşamak istemiyordu. dirik, ap'den ihraç edildi. böylece kriz aşılmıştı. ama daha büyük bir kriz kapıdaydı.

    27 mayıs'tan sonra cezaevleri dolup taşmıştı. demirel hükümeti, ilk yılında bir genel af hazırlığındaydı. afta sıkıntı yoktu, ama af listesindeki iki grup, tüyleri diken diken etmeye yetmişti. bu gruplar; yassıada ve 21 mayıs mahkumları, yani eski dp'liler ve talat aydemir taraftarlarıydı. her iki grup da ordunun adlarını bile anmak istemediği insanlardan oluşuyordu. genelkurmay başkanı tural, affa açıkça karşı çıktığını söylüyordu. en sonunda bir ara formülle taraflar uzlaştı. dp'liler affedilecek, ama siyasi hakları verilmeyecekti. 21 mayısçıların da cezalarının yalnızca bir bölümü affedilecekti. bu uzlaşmadan sonra eski dp'liler ve aydemircilerin bir bölümü tahliye edildi. demirel, ordu ile ilk kez karşı karşıya gelmişti.

    1966 yılı bitmeden inönü, yakın çevresine liderlikten çekileceğinin sinyallerini vermeye başlamıştı. inönü, 82 yaşındaydı ve 28 yıldır partinin başındaydı. o yılki kongrede genel sekreterliğe, yani partinin ikinci adamlığına seçilecek isim, gelecekte inönü'nün koltuğuna oturacaktı. ama bu arada parti ikiye bölünmüştü. ortanın solu sloganını sahiplenip ona siyasi bir içerik verme çabasındaki bülent ecevit bir yanda, ortanın solu karşıtı tutucu kanattan turhan feyzioğlu diğer yandaydı. sonunda kongre gelip çattı ve genel sekreterliğe ecevit seçildi. inönü, kongreden sonra ecevit'e "arada çok fazla oy farkı yok. istersen bu görevi kabul etme, diğer kanattan birisi bu görevi yapsın" önerisinde bulundu. ama ecevit, bu öneriyi kabul etmedi ve genel sekreterlik görevini üstlendi. o tarihten sonra chp, adım adım siyasi yelpaze'nin soluna yerleşecekti.

    anlatanlar: süleyman demirel, alparslan türkeş, çetin altan, bülent ecevit, cüneyt arcayürek, altan öymen.
    0 ...