zamparator

entry23 galeri
    21.
  1. vay amk komünisti. chatgpt nin verdiği cevaba bakın:
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2434898/+
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2434899/+
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2434900/+

    Türkiye’de 1920–1940 yılları arasında, özellikle savaş ve savaş sonrası dönemlerde, tarım işçilerinin cepheye sürülmesi ve üretici nüfusun azalması nedeniyle gıda üretiminde ciddi sorunlar yaşanmıştır. Ancak bu dönemde Sovyetler’deki Holodomor gibi kitlesel açlık ölümleri yaşanmadı. Yine de, kaynaklarda yerel kıtlıklar, gıda sıkıntıları, ekmek karneye bağlanması ve köylülerin zorla ürün vermeye zorlanması gibi pek çok belirti mevcuttur.

    1. Kurtuluş Savaşı (1919–1922) ve Sonrası
    Bu dönemde tarım nüfusu cepheye alındı, kalanlar da büyük ölçüde yaşlılar, kadınlar ve çocuklardı.

    Özellikle Batı Anadolu’daki işgal bölgelerinde tarım faaliyetleri durdu ya da ciddi ölçüde aksadı.

    Köylerde hayvanlar ve tarım araçları da savaş için alındığı için üretim sekteye uğradı.

    ???? Vesika ve kayıtlar:

    Falih Rıfkı Atay gibi yazarlar, döneme dair anılarında gıda yokluğuna değinir.

    Ziya Gökalp’in yazılarında ve Halide Edib Adıvar’ın hatıratlarında, Anadolu’da halkın mısır ekmeği dahi bulamadığı, açlığın ve sefaletin yaygın olduğu anlatılır.

    2. 1930’lar: Ekonomik Buhran ve Köylü Sorunları
    1929 Buhranı Türkiye’yi de vurdu. Tarım ürünlerinin fiyatı düştü, köylü elindeki mahsulü yok pahasına satmak zorunda kaldı.

    Devlet, üretimi artırmak adına köylüyü teşvik etmek istedi ama kırsal kalkınma sınırlı kaldı.

    Toprak Reformu yapılamadı, büyük toprak sahipleri (ağa sınıfı) hâlâ etkin kaldı.

    Köylüler ürünlerinin büyük kısmını vergi ya da aşar olarak devlete vermek zorundaydı (aşar vergisi 1925’te kaldırıldı ama izleri sürdü).

    3. II. Dünya Savaşı Yılları (1939–1945)
    Türkiye savaşa doğrudan katılmasa da seferberlik ilan edildi. Genç erkek nüfus yeniden askere alındı.

    Sonuç: Tarımda ciddi iş gücü kaybı, gıda kıtlığı, karne sistemi, ekmek kuyrukları.

    1942'de çıkarılan Varlık Vergisi ve 1940’taki Milli Korunma Kanunu ile köylü mallarına el konulabildi.

    Ekmek karneye bağlandı, kentlerde ciddi gıda darlığı yaşandı.

    ???? Belgeli örnekler:

    ismet inönü’nün hatıraları, Meclis zabıtları ve dönemin gazetelerinde; halkın pazarlarda “tahıl, un, yağ, sabun” bulamadığına dair yazılar vardır.

    Sabahattin Ali’nin hikâyelerinde kırsalda yaşayanların sefaletine dair güçlü gözlemler yer alır (örneğin Kuyucaklı Yusuf ve Kağnı).

    1941–42 tarihli Başbakanlık arşiv belgeleri, bazı bölgelerde tahıl istiflenmesine rağmen halka verilmediğini, asker ve bürokrasiye öncelik verildiğini gösterir.

    Sonuç:
    1920–1940 döneminde Türkiye’de:

    Sistematik bir “kıtlık” politikası veya toplu açlıktan ölümler olmamakla birlikte,

    Özellikle kırsalda yaşayan halk kesimleri arasında sürekli ve ciddi gıda darlıkları yaşandı,

    Bu durumun başlıca sebepleri arasında cepheye alınan iş gücü, ekonomik kriz, otoriter ekonomik politikalar ve lojistik eksiklikler bulunmaktaydı.

    istersen sana bu döneme dair bazı arşiv belgelerini veya Sabahattin Ali gibi yazarların metinlerinden örnek paragraflar da bulabilirim.
    0 ...