kuranda antartika kıtasının geçmemesi

entry25 galeri
    21.
  1. islam'ın ilk emri oku olduğu halde okumaktan aciz insanlar, cenabı hakkın ilimden bilimden fen matematik fizik kimya biyolojiden tıp ve astronomiden coğrafyadan ve tüm bunları kuşatan kainattan bi haber olduğu zehabına kapılıyorlar. Allah kerim kitabında koca kâinatı anlatıyor bunlar antartikada takılmış kalmış..buzul kafalılar çünkü..

    --spoiler--

    Göklerin ve Arz’ın (yerin) anahtarları(şifreleri), O'nundur. Allah'ın ayetlerini örtenler; işte onlar, hüsrana uğrayanlardır. [ZÜMER (39)/ 63]

    Elbette göklerin ve Arz’ın yaratılması, insanların yaratılmasından daha büyüktür. Ancak insanların çoğu anlamazlar. [MÜ’MiN (40)/ 57]

    Göklerin, Arz’ın yaratılması ve onlarda her canlıyı türetip-yayması, O'nun ayetlerindendir. Ve O, dileyeceği zaman, onların hepsini toplamaya Kadir’dir. [ŞURA (42)/ 29]

    ve bu nevi onlarca ayet var. açın da okuyun..

    https://www.yaklasansaat.com/kurandabuyukpatlama.asp

    --spoiler--

    ----

    atom..

    Kur’an hücreden bahseder. Fakat “hücre” adıyla vermez. Çünkü “hücre” Latince oda manasındadır ve bu isim 1770’li yıllarda bilim âlemine girmiştir. Ondan önce insanlar “hücre” diye bir mefhumu bilmiyorlardı. Halbuki Kur'an 610-633 yıllar arasında Peygamber Efendimize (asm) gönderilmiştir.

    Kur'an, atom veya element manasına gelen “zerre” tabirini kullanmıştır. islam âlimleri de elementleri zerre olarak ifade etmişlerdir.

    “inkar edenler: ‘Kıyamet bize gelmeyecektir.’ dediler. De ki: ‘Hayır, öyle değil; görülmeyeni bilen Rabbime and olsun ki, o saat size muhakkak gelecektir. Göklerde ve yerde zerre kadar olanlar bile onun ilminin dışında değildir. Bundan daha küçüğü ve daha büyüğü de şüphesiz apaçık Kitap'tadır." (Sebe, 34/3).

    https://sorularlaislamiye...tomlardan-bahsediliyor-mu

    ----

    DNA..

    Kuran’da D-N-A harfleri birçok ayette yan yana gelmesine rağmen en fazla 18. surenin (Kehf) 65. ayetinde yan yana bulunurlar. Bir ayet içinde üç defa yan yana gelmişlerdir ki bu en yüksek sayıdır ve diğer Kuran ayetlerinde yoktur, sadece 18:65 nolu ayette vardır.

    Dr. Rocky Termanini adlı bilim insanının yazdığı “Storing Digital Binary Data in Cellular DNA” adlı kitap, DNA içinde dijital bilgi saklama sistemlerini anlatan bir kitaptır. Kitap Elseiver yayınlarından çıktı. Elseiver ise bilim camiasındaki en muteber kitapların basıldığı yayınevidir. Kitabın dini bir gayesi yok. Fakat kitabın sonunda bir sayfalığına Kuran’da DNA mucizesine yer vermiş. Kuran’da DNA harflerinin en fazla 18:65 ayetinde bir araya geldiğini ve bu tarihin ise genetiğin başlangıç tarihi olarak kabul edildiğini, bunun tesadüf olamayacağını ve Kuran’ın bir mucizesi olduğunu belirtiyor. ilgili, kitabın, yazarın ve kitap içindeki metnin görüntüsü aşağıdadır..

    https://www.bilimveyarati...da-dna-mucizesi-ayetleri/

    ----

    fotosentez.. (yok öylemi? o halde al sana fotosentez)

    Nefes almaya başladığı zaman sabaha ant olsun ki…” (2) tekvir/18

    Modern bilime göre Kuran’da geçen “sabahın nefeslenmesi” ifadesinin fotosentez olduğu ortadadır.(1)

    https://www.bilimveyarati...n-fotosentez-hadisesi-mi/

    ihsan Aktaş Meali
    Tekvîr Suresi 18. Ayet Açıklaması

    (*) Nefes alıp verme süreci, yani solunum, en basit şekliyle bir canlının oksijen alıp karbondioksit vermesi şeklinde tanımlanabilir. Peki, nefes almayla sabahın ne bağlantısı vardır acaba? Neden bu iki kavram ayette bir araya getirilmiştir? Sabahleyin geceden farklı birşey mi olmaktadır? Bitkilerdeki fotosentezin bilinmediği dönemlerde bu soruları sorsaydınız, sorularınız cevapsız kalırdı. Bitkiler topraktan aldıkları suyu, havadan aldıkları karbondioksit ile birleştirerek, şeker ve nişasta benzeri karbonhidratlara ve oksijene dönüştürür. Fotosentez denen bu süreçte oluşan yüksek enerjili besinler dokularda depolanırken, oksijen dışarı atılır. Kısacası fotosentez, solunum ile tam ters yönde oluşan bir metabolizma olayıdır. Solunumda karbonhidratlar oksijen ile birleşerek, su ve karbondioksite parçalanır. Demek ki solunum tepkimelerinin son ürünleri, fotosentezin ilk maddeleridir. Ama bu olay yalnız ve yalnız gündüzleri gerçekleşmektedir. Fotosentez ışık enerjisine bağlıdır ve karanlıkta gerçekleşemez. Yani ayetin ifade ettiği “sabah” vaktinde ışıklar ortaya çıkınca, “nefes almanın” şartı olan oksijen, bitkiler tarafından dışarı verilmeye başlar. (ist. Kuran Araştırmaları Grubu Mealleri) Yani geceleri, ışık olmadığı için, bitkiler fotosentez yapamazlar. Onlar da başka canlılar gibi enerji elde etmek için oksijen ve glikoz kullanırlar. Bu sırada, enerjiyle birlikte karbondioksit ve su da ortaya çıkar. Aslında, bitkiler de solunumları sırasında sürekli oksijen kullanırlar. Ancak, gündüzleri fotosentez yoluyla elde ettikleri oksijen, gereksinim duyduklarından çok olduğu için fazla oksijen atmosfere salınır. Bkz: Bitkiler Gece Fotosentez Yapar mı? - Neden? Nasıl? - - Neden ...) işte bu olaya Kur’an 1400 sene önce işaret etmiştir. Hâlbuki o zaman Hz. Muhammed’in bunu bilmesi mümkün değildi, demek ki, Kur’an 1400 sene önce yaşamış olan bir beşer sözü olamaz.

    https://www.kuranmeali.co...amp;sureno=81&ayet=18

    ----

    galaksiler arası mesafe..

    Göğü sağlam yaptık, biz genişleticiyiz. (Zariyat Suresi, 47.Ayeti Meali)

    Ayette uzayın genişliğine işaret edildiği gibi gittikçe genişlemekte olduğuna da işaret edilmektedir. Evren genişliyor mu yoksa durağan mı? Bu soruyu bilginler yüzlerce sene tartıştılar. Ancak 20. yüzyılda Edwin Hubble’ın gelişmiş teleskobuyla gözlemleri, yıldız kümelerinin hızla birbirlerinden uzaklaştığını tespit etmiş ve genişleyen Evren tezi doğrulanmıştır. Kur’an-ı Kerim ise bunu net olarak 1400 yıl önce zaten söylüyordu.

    https://suffagah.com/9-ma...-uzay-ve-alemler-ayetleri

    genişleyen evren tezi, hubble bulana kadar galaksiler arası mesafeyi kimse bilmiyordu. Kur'an bunu 1400 sene önce haber verdi..

    ----

    yerçekimi..

    o da var merak etmeyin..

    “Biz hem diriler hem de ölüler için, yeryüzünü bir toplanma yeri kıldık.” (Mürselat, 77/25-26)

    mealindeki ayette “yer çekim kuvvetine” bir işaret vardır. Çünkü, “toplanma yeri” olarak ifade edilen kelime “kifat”tır. Bu kelime, tefsirlerde “cem / toplanma, damm / çekme” yeri olarak açıklanmıştır. (bk. Zemahşerî, Seyyid Tantavî, ibn Aşur, ilgili ayetin tefsiri)

    Demek ki, yeryüzü “kifat” olarak yaratılmıştır ki, insanları dağılmaktan kurtarıp, üzerinde toplasın, kendine çeksin. Bu ise, yerin bir çekim merkezi olduğunu göstermektedir.

    Kur'an’ın inmesinden yaklaşık bin yıl sonra tanımlanan Dünya'nın dört büyük kuvvetinden birisine, bundan yaklaşık bin yıl önce Kur'an'da dikkat çekilmesi, Kur'an'ın Allah'ın katından indirildiğinin delillerinden sadece biridir.

    https://sorularlaislamiye...-kanunu-kuranda-var-midir
    ----

    cahillere saygılarımla, daha var mı başka? ..evet..
    1 ...