1963 yılı biterken türkiye'de bir değişim kendini göstermeye başlamıştı. talat aydemir tarihe karışmış, 27 mayıs'ın son sarsıntıları atlatılmış, rejimin kayan fayları yerine oturmuştu. ama bu arada olan da inönü'ye olmuştu. 27 mayıs'tan sonra başbakanlık koltuğuna oturan chp lideri ismet inönü, bunalım içinde geçen bu dönemde oldukça yıpranmıştı. o yılın sonunda yapılan yerel seçimlerde adalet partisi, diğer sağ partilerden de oy alarak birinci çıktı. koalisyon ortakları ytp ve ckmp, chp ile koalisyon kurmanın kendilerine oy kaybettirdiği düşüncesiyle koalisyondan çekilmeye niyetlendi. hükümet krizi kapıdaydı. tam da bu hengamede alınan bir suikast haberi, bir dönüm noktası olacaktı.
22 kasım 1963 günü amerikan başkanı john f. kennedy, dallas'ta bir suikasta kurban gitti. böylece hem amerikan tarihinde, hem dünya tarihinde bir dönem kapanmış oluyordu. kennedy'nin yerine lyndon johnson amerikan başkanı oldu. başbakan inönü, beyaz saray'da yeni başkanla görüşmeye gittiği sırada koalisyon ortakları ytp ve ckmp'nin hükümetten çekildiğini haber aldı. hükümet düşmüştü ve inönü artık başbakan değildi. oysa johnson ile türkiye cumhuriyeti başbakanı sıfatıyla görüşecekti. johnson bunu önemsemedi; inönü'nün saygın bir devlet adamı olduğunu, başbakan olsa da olmasa da türkiye'yi en iyi temsil edecek isimlerin başında geldiğini söyleyip inönü ile görüştü. inönü, abd'de çok kalamadı. hükümet krizi kapıdaydı ve derhal türkiye'ye döndü.
son yerel seçimlerden ap birinci çıkmıştı, ama tbmm'de yeterli sayıya sahip değildi. cumhurbaşkanı gürsel, bu yüzden hükümeti kurma görevini yeniden chp lideri inönü'ye verdi. inönü, kendisine yeni ortak olarak bağımsız milletvekillerini seçti. ne var ki chp, parlamentoda çoğunluğu sağlayamadı. inönü, kabinesine bakan bulmakta bile güçlük çekiyordu. bir ay süren yoğun pazarlıkların ardından son inönü hükümeti kuruldu. bu hükümet, cumhuriyet tarihinin ilk azınlık hükümeti olarak tarihe geçecekti.
22 şubat 1964 günü mesut sunay adındaki bir sağcı militan, başbakanlık binasının önüne gelerek inönü'ye suikast girişiminde bulundu. inönü, bu suikast girişiminden sağ kurtuldu. ankara, inönü'ye sıkılan kurşunlarla sarsılırken kıbrıs'ta sıkılan kurşunların hedefi türklerdi. enosis, yani kıbrıs'ın yunanistan'a bağlanmasını hedefleyen aşırı milliyetçi helenler, 1964'ün ilk haftalarında adadaki türk toplumuna saldırıya başladılar. adadaki türk alayının doktoru nihat ilhan'ın ailesinin katledilmesinin ardından çekilen görüntüler, türkiye'de de büyük infial yaratmıştı. hükümet, kıbrıs'a müdahale etmeyi tartışıyordu. ancak ordunun donanımı yetersizdi. adaya müdahale edilse ağır kayıpların verilmesi olasıydı. ancak hiçbir şey yapmamak da inönü'nün içine sinmiyordu. inönü, harekatı amerikalıların durdurması için bir hamle yaptı. dışişleri bakanı feridun cemal erkin'den abd'ye kıbrıs'a çıkarma yapacaklarını söylemesini istedi. erkin, denileni yaptı. ancak, tam da bu aşamada amerikan başkanı johnson'un inönü'ye hitaben yazdığı hakaretamiz ifadeler içeren mektup, tüm bu planları altüst etti. kıbrıs'a harekat durdurulmuş, ancak türkiye ile abd arasında bir soğukluk başlamıştı. mektubun kamuoyuna duyurulması ile türkiye'de müthiş bir amerikan karşıtlığı patladı. inönü, "yeni bir dünya kurulur ve biz de o dünyanın içinde yer alırız" dedi. bu yeni dünya, kuzeydeki komşu sovyetler birliği idi. türkiye'nin sscb ile yakın ilişkiler geliştirmesi abd'nin işine gelmiyordu. inönü, artık istenmeyen adamdı.
türkiye-abd ilişkilerinin gerildiği o günlerde önemli bir gelişme yaşandı. senato ara seçimleri öncesinde ana muhalefet partisi ap'nin lideri ragıp gümüşpala, 5 haziran 1964'te yaşamını yitirdi. gümüşpala eski askerdi. 27 mayıs'tan sonra genelkurmay başkanı olmuş, iki ay sonra emekli edilmişti. orduya karşı izlediği ılımlı politika ile ap'nin 27 mayıs sonrasını en az hasarla atlatmasını sağlamış, eski silah arkadaşıyla yeni dava arkadaşları arasında bir paratoner işlevi görmüştü. ama artık koşullar değişmişti. bu değişim, ap için de bir dönüm noktası olacaktı.
ap içinde iktidara oynayan iki eğilim vardı: hışımlılar ve ılımlılar. hışımlıların adayı saadettin bilgiç'ti. ılımlıların adayı ise 27 mayıs öncesinin hava kuvvetleri komutanı, eski asker tekin arıburun'du. hışımlılar, sert bir muhalefeti, ılımlılar ise ordu ile ilişkileri yıpratmamayı savunuyordu. ancak, iki adayın da bir handikapı vardı: devlet deneyimleri yoktu. ap'ye hem genç, hem devlet deneyimi olan bir aday gerekliydi. bu aday ise 40 yaşındaki inşaat mühendisi süleyman demirel'di. demirel, 30 yaşındayken devlet su işleri müdürlüğü yapmış, seyhan barajının yapımında çalışmıştı. ancak, başlangıçtaki kararsız tutumu, kendisine genel başkan adaylığı teklif eden hemşerisi ve ezeli rakibi bilgiç'i yeniden aday olmaya itti. ne var ki yaşanan birkaç olay, bilgiç'in şansını azalttı.
bu olayların biri, kıbrıs konusundaki bir tbmm oturumunda saadettin bilgiç'in yaptığı konuşmaydı. konuşma o kadar etkisizdi ki, bilgiç puan yitirmişti. aynı günlerde ap kongrelerinde birkaç ateşli delegenin orduya sataşması üzerine kara kuvvetleri komutanı cemal tural'ın yaptığı zehir zemberek açıklamanın faturası da bilgiç'e çıktı. bilgiç başkan olursa ordunun iktidarı ap'ye vermeyeceği endişesi baş gösterdi. ap kongresine 20 gün kala sessiz sedasız tahliye edilen eski cumhurbaşkanı celal bayar'ın da demirel'i desteklemesi üzerine bilgiç'in hiç şansı kalmadı. 27 kasım 1964 günü ankara büyük sinema'da toplanan ap kongresinde süleyman demirel, rakipleri saadettin bilgiç ve tekin arıburun'dan kat be kat fazla oy alarak ap genel başkanı seçildi.
demirel, genel başkan seçildikten kısa bir süre sonra çankaya köşkü'nde cumhurbaşkanı cemal gürsel'in başkanlığındaki liderler zirvesine katıldı. gürsel, bir süredir parti liderlerini toplayıp durum değerlendirmesi yapmayı adet edinmişti. bu toplantının özel konuğu da "kulübün" yeni üyesi olan demirel'di. demirel, hükümete ilişkin şikayetlerini sıralamaya başlayınca masada soğuk bir hava esti. gürsel, "bu toplantı bitmiştir ve bir daha yapılmayacaktır" diyerek toplantıyı bitirdi. başbakan inönü ise daha farklı bir havadaydı. yeni rakibine dönüp "bulun 226'yı, devirin. size zorluk çıkarmam" dedi. o günkü tbmm aritmetiğine göre 450 milletvekili vardı ve bunların yarısından bir fazlasıyla hükümet değişebiliyordu.
demirel, inönü'den aldığı bu taktik üzerine derhal harekete geçti. tbmm'deki muhalefet partilerini toparlayıp hükümete karşı bir araya getirdi. 13 şubat 1965 günü tbmm'de inönü hükümetinin bütçesi oylanacaktı. bütçede kırmızı oyların, yani red oylarının fazla çıkması, hükümetin de sonu olacaktı. ama artık ne inönü, ne de askerler, iktidar değişimine karşı bir direnç gösterme niyetinde değillerdi. inönü artık 80 yaşındaydı ve yorgundu. çevresindeki insanların anlayışsızlıkları ve her şeyi kendisinden beklemeleri nedeniyle bıkmıştı. bu ateşten gömleği üzerinde daha fazla taşımaya niyetli değildi. nitekim, o gün kırmızı oylar daha fazla çıktı ve bütçe reddedildi. inönü, derhal istifasını cumhurbaşkanına sunacağını söyledi.