12 mart ihtilalin pencesinde demokrasi

entry9 galeri
    6.
  1. 3. bölüm- isyan:

    22 şubat 1962 günü genelkurmay başkanı cevdet sunay, albaylar cuntasının üç önemli ismini; kara harp okulu komutanı albay talat aydemir, albay turgut alpagut ve albay selçuk atakan'ı görüşmeye çağırdı. aydemir, hazırlanan tuzağı sezmiş ve görüşmeye gitmemişti. görüşmeye giden alpagut ve atakan derhal enterne edildiler. arkadaşlarının tutuklandığı haberi, aydemir'e çabuk ulaştı. aydemir, derhal istanbul cuntasına haber verdi. "müdahale için vakit geldi" diyordu. ama burada hiç beklemediği bir yanıtla karşılaştı. istanbul cuntası, başta daha iki hafta önce darbenin başına geçmeyi öneren korgeneral refik tulga olmak üzere emir-komuta zincirinin kurulamadığını, bu nedenle müdahaleden vazgeçtiklerini söylüyor, albay aydemir'e de "harekete geçersen karşı koyarız" diyerek gözdağı veriyordu.

    aydemir sarsılmıştı. arkadaşları tutuklanmış, genelkurmay harekete geçmiş, istanbul cuntası ihanet etmişti. her yandan kıstırıldığını hissediyordu. ama ne pahasına olursa olsun vazgeçmedi. derhal kara harp okulu öğrencilerini topladı ve onlara ateşli bir nutuk çekti. 27 mayıs'ın amacına ulaşamadığından, orduya her fırsatta sataşıldığından, zinde güçleri dağıtmak için komutanların doğu'ya sürüldüklerinden söz etmiş, bu gidişi durdurmak için yeni bir müdahalenin zorunlu olduğunu savunmuştu. bu konuşmanın ardından harbiyeliler kıpırdandı. kısa sürede hareket başladı.

    cuntacılar, öğleden sonra harekete geçtiler. bu arada aydemir'in yerine kara harp okulu komutanlığına atanan tuğgeneral semih sancar, görevi devralmak için gittiği okulda cuntacılar tarafından gözaltına alınmış, ancak rahatsızlanması üzerine serbest bırakılmıştı. 16:00'da tank taburu, harbiye'den dikmen yolu'na doğru uzanan yola dizildi. tankların namluları meclise dönüktü. o ana kadar her şeyden habersiz biçimde bütçe görüşmeleri yapan parlamenterler, meclis kapısında tankları görünce bütçe görüşmelerini yarıda kesip oradan ayrıldılar. isyan kapıya dayanmıştı. ankara'daki birliklerin çoğu, talat aydemir'den yanaydı. genelkurmayın hükümeti korusun diye çubuk ve polatlı'dan göreve çağırdığı birliklerin komutanları, bir süre sonra talat aydemir'in safına geçtiklerini açıkladılar.

    dışarıda bunlar yaşanırken başbakan ismet inönü, bakanlar kurulu ile toplantı halindeydi. durumun gittikçe ciddileşmesi üzerine toplantıya çankaya köşkünde devam etme kararı alındı. genelkurmay başkanı, kuvvet komutanları ve parti liderleri de köşke çağrıldı. tüm devlet ricali çankaya köşkündeydi. üstelik, tam da bu aşamada çok kritik bir gelişme yaşandı. cumhurbaşkanlığı muhafız alayının komutası, cuntacılardan süvari binbaşı fethi gürcan'a geçmişti. binbaşı gürcan, heyecanla albay aydemir'i aradı. "emir verin, hepsini tutuklayayım" diyordu. albay aydemir, en büyük hatasını bu aşamada yaptı. "bırak gitsinler, benim onlarla işim yok" dedi. aydemir, çok kan akacağını düşünmüş, bu yüzden devlet ricalini tutuklamaya yanaşmamıştı. ama bu hareketiyle kendi sonunu hazırlamıştı. inönü, köşkten ayrılırken yanındaki komutanlara "işte şimdi talat kaybetti" diyordu.

    akşam karanlık bastırdığında hükümet ile cuntacılar arasında pazarlık yapması için muhalefet partilerinden yeni türkiye partisi'nin lideri ekrem alican, kara harp okulu binasına gitti. alican, cuntacıların lideri aydemir ile çocukluk arkadaşı ve uzaktan akrabaydı. aydemir ile hükümet arasında pazarlık yapma önerisini ortaya atmış, ardından harbiyenin yolunu tutmuştu. cuntacılar, alican'a taleplerini sıraladılar. cuntacıların talepleri; meclisin feshedilmesi, hükümetin istifa etmesi ve anayasanın yürürlükten kaldırılması gibi isteklerdi. ekrem alican, bu istekleri telsizle hava kuvvetleri karargahındaki inönü'ye ulaştırdı. inönü, bu istekleri hemen reddetti.

    saatler ilerledikçe ankara'daki panik havası artmaya başlamıştı. mamak yoluna silahlı birlikler mevzilendirildi. kavşaklara bazukalar ve makineli tüfekler konulurken, postane ve radyoevi binaları korumaya alındı. dışişleri bakanı selim sarper kaybolmuş, cumhurbaşkanı cemal gürsel mürted havaalanına sığınmış, hava kuvvetleri komutanı irfan tansel ise eskişehir'e uçmuştu. pek çok bakan ve milletvekili de inönü'nün yanına, hava kuvvetleri karargahına ulaşmaya çalışıyordu. zira en güvenli yer orasıydı. hava kuvvetleri, başından beri 22 şubat hareketinin karşısındaydı.

    saat 19:00'da cumhurbaşkanı gürsel, radyodan bir konuşma yaptı. ardından genelkurmay başkanı cevdet sunay konuştu. sunay'ın ardından radyodan başbakan inönü'nün halka sesleneceği duyuruldu. ancak, tam da bu aşamada herkesi şok eden bir olay yaşandı. radyodan hiçbir açıklama yapılmadan klasik müzik çalınmaya başlandı. etimesgut'taki radyo vericisini basan harbiyeliler, inönü'nün sesini kesmişlerdi. kısa bir süre sonra da hava kuvvetlerinin teknik ekipleri, bir karşı darbeyle etimesgut'un elektriklerini kestiler. bu kez radyo tamamen sustu. halk, merak ve endişe içinde radyoevine akın etti. herkes inönü'yü soruyordu. inönü ise radyoevi binasından hava kuvvetleri karargahına, oradan da genelkurmaya geçmişti.

    gece yarısı yaklaşırken ekrem alican, cuntacılarla pazarlığı bitirmiş, yeni bir teklifle genelkurmay binasına, inönü'nün yanına geçmişti. cuntacılar, hükümetin tayinlerden vazgeçmesini, hiç değilse tayin edilecek komutanlara yeni görev yerlerini kendileri seçme serbestliğinin verilmesini, ancak talat aydemir'in kara harp okulu komutanlığında kalmasını istiyorlardı. aksi halde gece yarısından itibaren harekete geçilecekti. inönü, cuntacıların isteklerinde gerilediğini fark etmişti. bu teklifi de kabul etmedi. "bu hareketten derhal vazgeçsinler, ben de onları emekli edeyim ama hiçbirini yargılamayayım" diyordu. o ana kadar yaşanan tüm gerilime karşın kan akmaması, inönü'ye bu kararı verdirmişti. ancak, genelkurmay karargahında cuntacıların son teklifine yatkın olanlar vardı. inönü, bu durumu fark etmiş, esip gürlemeye başlamıştı. "bu nasıl iş? 15 tane çapulcu çıkacak, hepimizi teslim alacak, biz hiç mukavemet göstermeyeceğiz. gerekirse ben üzerlerine yalnız giderim. öldürebilirlerse öldürürler. ancak benim ölümün üstünden geçerek devleti teslim alırlar" diye bağırdı. inönü'nün bu çıkışı, karargahtakileri kendine getirdi. olası bir çatışmaya karşı tertibat alındı.

    genelkurmayda bunlar yaşanırken kara harp okulundaki gergin bekleyiş sürüyordu. saat gece yarısını geçtiğinde hareket halen başlamamıştı. albay aydemir için karar anı gelmişti. ya her şeyi göze alıp harekete geçecek, ya da inönü'nün teklifini kabul edip üniformasından olacaktı. ikincisini seçti. saat 01:00 itibariyle inönü, darbeciler için hazırladığı metni imzaladı. aydemir ve arkadaşları, ordudan emekli edilecek, ancak o ana kadar kan dökülmemesi nedeniyle yargılanmayacaklardı. aydemir, sabaha karşı evine çekilirken "yeniden deneyeceğim" diye kendi kendine söz verdi. o günden itibaren yeni bir müdahalenin planlarını kafasında yapmaya başlamıştı.

    anlatanlar: emin aytekin, vahit suiçmez, zihni çetiner, suphi karaman, ali ihsan göğüş, bülent ecevit, ekrem alican, metin toker.
    0 ...