böyle demir parmaklıkların hemen ardına düşmüş bir anahtar gibidir bu olay. çok yakınındadır, burnunun dibindedir, çok istemene rağmen o lanet kolun uzanamaz ve bir türlü ulaşamazsın, bunun imkanı yoktur. saatlerce debelenirsin ama nafile, ağlayarak gidersin ordan sonra. işte bu da aynıdır, tabi "saatler" dediğimiz kavramın yerini "yıllar" alır o ayrı. burnunun dibinde olup da bir türlü sahip olamamak...
kendine karşı cinsten kanka bulursan olacağı budur zaten, ailecek görüşülen çok yakın birisiyse hem de atakule'nin tepesinden kafa üstü atla daha iyi. hayatta, "düşmanımın başına vermesinler" dediğim ender olaylardandır.