coktur bu konu hakkinda yazmaya niyet ediyordum kismet buguneymis.
dunyamizda ve ulkemizde ustkultur dedigimiz sey ne yazik ki oncu olmasi gereken alt kulture benzeyerek iyice gumburdedir.
bence bunun birinci nedeni dunyada elisitist dusuncenin tu kaka edilmesi ve halkcilik adina lumpenligin parlatilmasidir.
klasik dunyada kultur nuvesinin olmazsa olmazi olan sanat belli bir zumrenin tekelindeyken kisi eger sanatci olmak istiyorsa belli metodlar ve kaliplar disina cikamazdi. eserini kaliplar icinde icra etmek zorunda kalirdi ve suphesiz cok agir bir bedel odeyerek bir tedrisattan gecerdi. ama acinin meyvasi guzel olmasina sebebiyet verirdi. ama bence kisi varolan kisitlamalar ve kaliplar icinde sikisip saksiyi calistirmasi icin gerekli baskiyi yapardi ve sonuc mukemmel olurdu.
gelgelim ki insanlik oyle bir noktaya geldi ki artik sanat oldu ve insanlikta olmeye basldi. bence sanat ne zaman gebermistir? Marcel Duchamp denilen merhum inegin pisuar resmini ahanda sanat budur diye yutturmasi demesiyle bitmistir. gerci kendisin bir amaci vardi sanati insan zihinine geri dondurmek istiyordu ama oncelikle varolani yikmak gerekiyordu. onun icinde elinden geleni yapti ama yerine ne konulacagi bilinemedi. ardillari ise tuvalet kagidini iste sanat budur diye yutturdular ve geri zekali alicilar bu supruntulere essek yukuyle para toka edip ihya ettiler bugunlere kadar gelindi iste.
ozgurluk bir lukstur kullanmasini bilmeyene. ne yapacagini ne edecegini bilmeyen kimseler ve kendisini iyi bir tedrisattan gecirmeyecek, avantadan lavantadan kose donuculer, en kisa yolun aslinda en uzun yol oldugunu farkedemeyenler, vermeden almak isteyenler alt siniflardir.
cogunlukla hayati nasil laga lugaya getirip de sakalima bakarimciligin bir yansimasi olan bu olgu bu yasadigimiz post modern cag denklemine getirdi bizleri.
ulkemizde su oss denilen sayisal lotodan gecip universiteye kapagi atmak kadar kolay birsey yoktur. hele ki o universiteyi bitirmek kadar birsey yoktur. cunku bir kac bolumu haric tutarsak biraz calisma biraz da saksiyi calistirma metodu universiteyi bitirmek cocuk oyuncagidir.
peki ogretim kalitesi ne haldedir? suphesiz bomboktur. cunku herkese egitim veregim diye kalite o kadar cok asagi cekilmistir ki akademik cevreler bezginlikle bikkinlikla biraz da universitelerin siyasi partilerin paf takimi olmasi sebebiyle kamplasmasi nedeniyle herseye bosvermislerdir. biraz iyi taninan akademik personel disaridan gelen vakif universiteleri tekliflerini baliklama atlar ve takarim memeuriyete demektediler. suphesiz haklilar sen yillarca oku dirsek curut nufus memuru muamelesi gor. bilimsel tartisma alani olmasi gereken sidikli riza pasa ilkogretim okuluna donsun. bu ahvel seriatte kiyak bir teklifi ben de havada kapardim dogrusu.
avantaciligin kol gezdigi diyarlar nedense hep geri kalmis ulkelerdir. bu ulkelerde kimse yasamak istemez ve solugu daha medeni memlekette almak icin turlu turlu hokkabazliklar cevrilir.
mesela londrada cinli, pakistanli, afrikali, hintli, vesaire kalabaliklarin hucumuna ugramistir. en boktan isleri gorurler bu kisiler. bulasikcilik, tezgahtarlik, kenef bekciligi vesaire gibi islerle hayatlarini idame ettirirler.
gocmen mahalleri tehlikelidir ve genelde esnafi uckagitcidir. istanbul ekseninde baktigimizda mesela umraniye, yenibosna gibi yerlerde degil yasamak yurumek bile zordur.
cunku toplumlarin alt kesimleri - ister irk olarak diyin ister ekonomik durum olarak diyin- asagilik komplesklerine gark olmuslardir. cunku ne calisip hayat standartlarini yukseltecek melaikelere maliktirler ne de bunun azimleri vardir.
lumpendirler. bir cogu kimi nasil kaziklasam yahut ulkemizdeki gibi hazine arazisini yagmalayip ilk belediye seciminde tapu sahibi olmayi bekler. bunun sonucunda ise dilencilik yapmanin bin bir yolunu bulurlar. guvenilmezdirler parani malini yurutmek binbir turlu firildak cevirirler.
peki olan kime olur? olan vaktinde calismis cabalamis calmadan cirpmadan servet kazanan tikir tikir vergisini odeyen vatandasa olur. bunun en iyi ornegi kacak elektirik kullanan abonelerin parasini namuslu vatandaslarin odemesidir.
asagilik komplekslerinden dolayi bu kitleler kendilerini kabul ettirmeye calisir. mantikli ya da mantiksiz bir sekilde.
ayrimciliktan dert yanarlar ama ben kurtum ben zenciyim ben suyum ben buyum diyerekten. varolan statukonun acmis oldugu ucuruma kendileri daha cok acarlar.
entelyalians da bunlar destek olur. serdar turgut'un rokoko entelektueler dedigi bu kisilerin ozellikleri sudur:
1- içinde yaşamakta olduğun toplumda 'Sıradan' diye tanımladığın çoğunluğun üstünde göreceksin kendini. Gündelik hayatın sorunlarından kopuk yaşayacaksın. O gündelik yaşam ve sıradan insanlardan hayal kırıklığı duyacaksın. Bunun toplumdan nefret etmeye kadar varmasına izin vereceksin.
2- Hayata kötümser bakacaksın. Hiçbir şey seni kolay mutlu etmeyecek. Kolay tatmin olmayacaksın.
3- Bu kopukluk nedeniyle toplumun önem verdiği bazı değerlere rahatça saldıracaksın. Bunu bir hak olarak kabul edeceksin,
4- Sergilediğin bu duruşunu kompanse etmesi için, sürekli olarak toplumda sahip çıkabileceğin ezilmişler arayacaksın. Dikkat edin; bu samimi bir taraf olmaktan değil, kişisel bilincini rahatlatmak için yapılıyor olacak.
5- Sahip çıkılan kitle proleterya olabildiği zaman işler nispeten kolaydı. Türkiye'de hemen bütün Marksistlerin entelektüel sıfatına uyan insanlar olduğunu unutmayalım. Proleterya politik bir sınıf olarak ortadan çekilince rokoko entelektüel kendisine 'sahip çıkacağı' yeni gruplar aradı ve buldu. Kadınlar, azınlıklar, eşcinseller, transseksüeller, (ÖDP seçim bildirgelerini hatırlayın) fahişeler (seks işçileri) yeni proleterya olarak tanımlanabilir.
bu kollanan sinifin en ise yaramaz nuveleri ben suyum ben buyum derler ve sadece kendi etnik kimlikleri ile varolma savasini verirler. en buyuk silahlari ise aglakliktir.
mesela buyuk adam kucuk ask denilen film bunu buyuk bir husniyetle yapmistir. dandik bir senaryo dandik isleyis bol bol sirinlik yapan kucuk kiz bir de artik emekli olmus hayatinin son perdesini yasamak uzere olan, gumburdemek uzere olan tiyatrosu kapanmasin diye herturlu ise baliklama atlayacak iki isim buldun mu oh ne ala memleket. afferdiniz ama ben de gerekli butceyi alip boyle bir film cekerim hatta degil altin portakal portakal bahceleri alirim yahu. ay cok guzel film diyenlerin kafasina akira kurosawa'nin dersu uzala filmiyle ziplarim.
haydi diyelim ki bu film muspet bir ornekti. adi uzerine bir film.
peki yilmaz erdogan'a ne buyrulur? senelerce once ferhan sensoy'un yanindan dehlenip sonra da o zamanlar buyuk bir yildiz olan yasemin yalcin'a dayanip ilk firsatta ona elveda diyip rokoko entellerin gaziyla senelerce kendi meslektaslarina calisma arkadaslarina sirtini dayamadi mi? calisma arkadaslari onu birakip tek basina kalinca cok guzel hareket bunlar deyu ortalama bir halk evinin tiyatrosunun dogaclamasindan daha yaratici olmayan bir takim eblehlikler arz ediyor. bir de sanki moskova devlet tiyatrosu direktoruymus kasilmasi var ki en hafif deyimle komik.
madem daldik konuya iyice derinlestirelim. mesela ben ince memet kitabini sanki summehasa
kuran-i kerim ile bir tutan ineklere acirim. yasar kemal iyi bir uslupcudur ama iste o kadar. daha fazla degil. hikayeleri, romanlari ve ozellikle de ince memet kitabi bir takim yamukluklar iceriyor. neymis bir yamukluklar derseniz eger cunku soyguncuya toprak reformu yaptıran mantiktir. bu suretle zaten bunu pusula yapan kisiler ne yazik ki hayatlarinin baharinda pisi pisine olduler. hos kitap midir ince memet? ilk cildi hostur ve uslup acisindan iyidir ama 3. hele de 4. cilti felakettir. ilk ciltin karbon kopyasi gibidir.
simdi bunu herhangibi bir yerde soylesem bazi milliyetci olmadigini soyleyen ama milliyetciligin hasosunu yapan - bunu solculukla bulamayi unutmazlar nedense- bazi kisiler benim kaz kafali bir fasist oldugumu sanattan ve edebiyattan ancak bir lahana kadar anladigimi soylerlerdi. elhamdurillah sanattan anliyorum tedrisat yillarimda bildiri dagitip slogan patlarak yahut kahvede okey tahtasi cilaasi hakkinda uzamanlikla gecirmedim gittigim okullarin kutuphanelerini okuyarak somurdum dusundum tasindim sordum arastirdim.
filmlerde bir replik vardir. zencinin teki isinde gucunde olan bir adami mihlar polis tarafindan sorguya alinir. polis efendi gibi konusur fuck you der bizim marsik extra olarak polisin anasinida karistirir bu filliyatina. poliste bunu bir guzel oksar. oksama seansi bittikten sonra marsik sen bana bunu zenci oldugum icin yapiyorsun der.
iste bu isler de o hesap sen tut ne mutlu turkum diyene adama moda agzina geleni soyle sonra cevap vermek icin agzini actigi zaman ona giydirdikce giydir. sanki cok degil en kabadayi 10 sene once ilkokul bahcesinde andimizi soyleyen cocuk degillermis gibi. yahu arkadas herseye muhalefet olacagim derken ineklik ediyorsunuz haberiniz olsun.
mesleksiz yiginlarin koseyi donmek icin kullandigi bir attir siyaset. akilli olanin, bedel odeyip meslek sahibi olanlarin ve calisip kazananin pek umurunda olmadigi attir siyaset.
benim canim ulkemde meslekten once gelir siyasi dusunce. etnik kimlik din ve hatta mezheple beraber gelir.
kisi ben falanca isle ugrasiyorum demez oncelikle ben suyum bu partiye oy veriyorum ve etnik kimligim sudur diyerek benim gibi olmayanlar inektir der.
politik dogruluk akimi diye birsey vardir. klasik ve elitist dusunceye ve elestiri icin kullanilan kelimelere damgayi yapistirir pis fasist diyerek ve inekliklerine devam eder.
hic aklina gelmez neden benim yasadigim bolge mezbelelik de diger insanlarin yasadigi yer cillop gibi. sanki baska bir sorun yokmus gibi cillop yerlerde yasayanlarin gundemine sokar. bu turkiyede cok oldu sanki cok buyuk bir problemis gibi baslik parasi, zalim aga, pust muhtar dovlet babo bize bakmiyor edebiyati fazlasiyla yer kapladi. bunun sonucunda ise cillop gibi yerler mezbelige dondu.
canim istanbul'un en nadide yerleri bir donem bet sesli turkucu bozuntulari ile doldu. adam akilli lokanta kalmadi hepsi kebapci lahmancuncu oldu - bazen hile bazen de tefeci taktigi ile uzerine oturulurdu genelde- ve ne yazik ki renkli istanbul sehirler arasi otobusler bayagiligina bulandi ve ben bu durumdan son derece rahatsizim.
simdi bazi dallamalar benim elitist oldugumu soylecek. evet elitistim ve muhafazarim. guzellikleri muhafaza etmek icin insan muhafazakar olmalidir. kelimenin gercek anlami ile guzellik konusunda yobaz olmalidir. ben buna inanirim. cunku siz halk saksakciligi yapacagim diyerek her turlu taponlugu bastaci ederseniz ve guzellilerin uzerine iserseniz
eski evleri yakip otopark yapan yamyamlar gibi davranirsaniz ustune ustluk iyi yahut kotu
bu ulkenin hizmetlerinden faydalanip hainlik ederseniz askerine kursun sikar ve bayragini
yakarsaniz ne denilebilir ki size? ama bunun da sonuclarina katlanacaksiniz cunku her sucun bir cezasi vardir. ya sevin ya terkedin. ama kaymagina konup boklamayin ulkemi.
bir turk ve sunni musluman olarak hamaset yapmadan diyebilirim ki hirsizin hic mi gunahi yok sozunu sarfetmekten o kadar uzagiz ki. devlet politikalarimiz belki yalnis adalet sistemimiz yetersiz ve agir, belki de elimizde olan potansiyelleri iyi isleyemiyoruz ama yine de bir sekilde ayakta kaliyoruz.
biz bunu rotamizi vakti zamaninda rasyonel dusunceye cevirmekle kullar sultan iliskisini toplumun tamamindan silmeye baslayamamiza borcluyuz. irak hala 1258 senesindeki mogol istilasinin zararlarindan belini dogrultamis, suriye desen durumu allahlik, misir ise israil ile didismekten ve sapa oturmaktan yorgun, suudi arabistan hac paralari ve petrol sayesinde ayakta duruyor ama insanlik gunu gelince petrola ihtiyac duymayinca gelecekleri pek parlak gozukmuyor -hazira dag dayanmaz amigo- kuzey afrika ulkelerinde beyin gocu inanilmaz seviyede ama oyle ya da yine de durumu en iyi olan yer turkiye. ama neden daha iyi olmamiyor? cunku ayrimcilik gordugunu soyleyenler ayrimciliga basvuruyorlar ve bu da kesmekes olan durumu iyice hazinlestiriyor.
kent kulturu iyice yok oldu. bundan baska istanbul yok lafi tedavulden kalkti. koyluye karsi degilim ama koyluge karsiyim arkadas. ulkelerin vitrini olan sehirlerin hergecen gun cirkinlesmesi peynir tenekleri gibi dandiklesmesi agrima gidiyor. daha yolda yurumesini bilmeyen cahil ayilari heryerde gormekten biktim.
ulkemizden cikalim dunya geneline bakalim. bildiginiz uzere son 20 senedir insanlik zenci kulturu -rap beni bebek rap beni gel yanagimdan op beni-, amerikan kasaba kulturu olan rock n roll'e mtv tarzi yasama teslim olmakta.
ulkemdeki gibi sadece etnik kimliklerine yaslanip parsa toplamaya kalkanlar girla. getto yasami dusunce refleskleri ihya edilmekte ve guzelce ambalajlanip pazarlanmakta.
pimp my car gibi sacmaliklar ve gormemisligin bayrak gibi sallandigi bir cagda ust kutur olarak bunlar pompalandigi icin insanlik gungune salaklasiyor.
bu sabalak ortamda elbette sistem kendi icinde arayislara gidiyor ve daha 10 sene once akla gelmeyecek olan seyler oluyor. mesela obama baskan oluyor. karsisina ise tekaut mccain cikiyor. ama mccain'dense yardimciliga aday olan dangalak palin daha cok ortaya cikiyor.
suphe yok ki son 100 yuzyilin lokomotif ulkesi amerika birlesik devletleridir. eskiden ingiltere ve fransanin daha once bizimle ispanya avusturyanin oturdugu tahtta simdi kendisi oturmaktadir.
bazilari amerikayi sevmezler hatta dusunce uretim merkezi oldugunu ordan ithal dusunceler ile bunu icra ederler.
peki amerika neden amerika olmustur? varolan son derece kaliteli cekirdege hazidir. u cekirdek elitisttir ve herkese gore is yapmazlar ve seviye yuksektir. bu seviye kati olarak dusurulmez ve ksii o ligde oynamak istiyorsa eger kendini gelistirmek zorundadir . ya bu deveyi gudersin ya da surunursun ahbap hesabi...
gelgelim ki 960'lardaki degisimler ile klasik egitim horlanmis onun yerine feminizm, hizli yasa genc olculuk, uyusturucu edebiyati, kafalari cekelim parti verelim dimdim tis tisci zenci edebiyati aldi ve hazira dag dayanmaz mantalitesi ile amerika cokuse gecti,
bu cokusu sadece ekonomi olarak algilayanlar yaniliyorlar. elbette amerikanin dogal kaynaklari ve rezervleri son derece kuvvetli ama ne yazik ki kultur parayla satin alinamiyor.
ne bileyim dublindeki molly malone sarkisini yahut trinity koleji siritiniza alip las vegas a goturebilir misiniz? kesinlikle hayir. big ben'i ancak akilli bir tokatci kendini zeki zanneden sark kurnazina gagalar ancak. dedigim gibi kultur ve gorgu satin alinamaz.
birden parayi vurmus trump gibi ineklerin sonu hazindir bildiginiz gibi. iflas ederler ama yine ayaga dikilirler. ama butun becerebildikleri tek sey nasil para yaparimdir. cunku butun omurleri boyle gecmistir ve ellerinden baska birsey gelmez. gelmedigi icin ac gozlu oldukca olurlar. milyar dolarlari olsa bile beles misir olsun gotumde patlasincidirlar her daim. cunku varliklarindan baska birseyleri yoktur ve ona simsiki sarilmakta tek cikar yollaridir. varliklari olmasa suratlarina kopekler bile tukurmez.
iste bunu vitrin susu olarak one suruyorlar kalabalik halk kitlerinin anladigi dille izah ediyorlar. yani langanak bir dille.
oprah winfrey gibi, beyonce gibi, beckham gibi, beckham'in kerimesi viktorya, bukowski gibi kisileri ozenilmesi gereken kisiler yapiyor oysa ozenilen ve ozenilmesi gereken seyler o kadar sacma ki, belki de insanlik can sikintisindan dolayi bu durumda.
cunku klasik anlamda savaslar bitti. 945 senesinde atom bombasi atildi ve savasin rantble olmadii goruldu. bu da muthis bir nufus patlamasini getirdi. cin hint pakistan gibi ulkelerin nufuslari arttikca artti ve bendlerini yikip disari aktilar.
soyle bir bilmece sorulmaya bile baslandi. 10.000 cinliyi oldureceksin karsiliginda 5.000 dolar alacaksin yapar misin? ama bu soru degildi ki. sorunun cevabi yoktu "neden cinli"
sorusundan gayri. o da artik uzun hikaye baska bir zaman bu baslikta irdeleriz.