öncelikle iyi film. ancak herkesin izleyebileceği türden değil hem rahatsız edici konuları barındırdığından hem de konuyu yavaş işlediğinden. ancak bazı konulara yeni bir yaklaşım getiriyor. mesela kadının gerçekten özünde şeytani olup olmadığını tekrar düşünüyoruz. kadının terapist kocasını kadını korkularıyla yüzleştirip travmasından kurtarmaya çalışıyor. the sopranos dizisinde de gördüğümüz gibi suçlu karakterdeki insanların terapi alması onları daha da azdırıyor. kadın aslında psikopat ve özünde kötü bir insan. kadının yazdığı tez konusundaki şeytani içerikler kadının kötülüğünde kendine haklı bir zemin oluşturuyor. ben kötü değilim, ben şeytanım! düşüncesiyle iradesiyle baş etmek yerine bunu içselleştiriyor.
okuduğum yorumlarda belirtilen oedipus kompleksi bana mantıklı geldi. çocukta olması muhtemel oedipus kompleksine kadın, çocuğun ölümüne göz yumarak erken bir çözüm bulmuş oluyor. böylece çocuk büyüyünce kocasının yerini alamayacak. kocasını çocuğundan daha çok seviyor. ( kadının çocuğun ölümüne kayıtsız kalması sadece kötü ve mutsuz bir anne olmasından kaynaklı değil sadece.) kadını çileden çıkartan şey eşinin onu terk etme ihtimali olarak görünüyor ve adamı kaçamaması (terk edememesi) için ağır bir nesneyle sabitliyor.
filmin sonu ise ayinsel bir sahne. aslında orta çağda kadınlara yapılan işkence ve katliamların haklılığını göstermiş gibi oluyor. orta çağda yaşanan tüm kadın katliamların o zaman kendini şeytana satmış (psikolojisi bozuk) kadınların öldürülmesi gibi düşünebiliriz.