hz muhammed fakir değildi

entry12 galeri
    4.
  1. peygamber efendimiz peygamberlikten önce ticaretle uğraşıyordu. mekkenin tanınmış ailelerindendi. hz hatice ile evlendiğinde hz hatice mekkenin en zengin kadınıydı. ticaret için sabah yola çıkan develeri anca ikindide bitiyordu. peygamberlik gelince yaşadığı sıkıntılar ve malını mülkünü halka dağıttığı için açlıktan karnına taş bağladığı söylenir. hz. hatice bile çok aç yatmış. hatta hicretten önce mekkede çok sıkıntı çekmişler. en son vefat ettiğinde kalan malı mülkü ile ilgili böyle yazı buldum.

    Cüveyriye vâlidemizin haber verdiğine göre; Resûlullah vefat ettiğinde, geride bindiği beyaz katırı, silâhı ve yolcular için vakfettiği arâzisi dışında, herhangi bir altın, gümüş, köle, câriye veya başka bir şey bırakmamıştır. (Buhârî, Vesâyâ, 1)

    Nitekim yukarıdaki miras hadisinden hareketle, Resûlullah’ın gayr-i menkul mallarının vakıf hükmünde olduğu belirtilmiştir. Onun bu tür malları ise yukarıda işâret edilen arâzileri ile hanımlarının oturduğu odalardan ibârettir. Ancak bir başka hadiste, Resûl-i Ekrem “…Zevcelerimin geçimi ve âmilimin maaşı dışında, geride bıraktığım mallar, sadaka (vakıf)tır.”[1] buyurarak dâr-ı bekâya irtihâlinden sonra arkada kalan hanımlarının nafaka ve mesken imkânlarının karşılanması gerektiğini bildirmiştir. Zaten Allah Resûlü hayâtta iken, elindeki arâzileri, intifâ hakkı kendinde kalmak şartıyla kamunun istifâdesi için vakfetmişti. Yani bu arazilerin bir kısmından hanımlarının yıllık nafakasını ayırıp diğer gelirleri, devletin ve halkın ihtiyaçlarına harcamaktaydı. (Nevevî, Şerhu Sahîhi Müslim, XII, 82) Bununla birlikte vefatından sonra zevceleri mağdur edilmemiş, Resûlullah’ın tavsiyesine uyularak bu arâzilerden vâlidelerimizin nafakaları karşılanmış ve vefâtlarına kadar, vaktiyle kendilerine tahsis edilen hücre-i saâdetlerinde ikâmet etmişlerdir. (Mâverdî, 217-221)
    2 ...
bu entry yorumlara kapalı.
© 2025 uludağ sözlük