sevgililer günü

entry1136 galeri ses1
    153.
  1. cenk koray ın oğlunun ölümünden sonra yazdığı 2000 tarihli yazının başlığı. şöyledir.

    Sevgililer Günü...

    Bugün 'Sevgililer Günü' imiş sevgilim.

    Böyle buyurmuşlar, böyle uydurmuşlar. Biz de uyalım kurallara. Sanki 364 gün sana ait değilmiş gibi düşüncelerimiz, bugünü sana ayıralım.

    Ne esen rüzgarda kokun var, ne uçan kuşun kanadında umudum. Yağmur vurdukça camlara, camlara, kapımı kapayacak hiçbir el bulamadım. Ya da gecede üzerim açıldı mı biraz örtecek kimsem yok.

    Ayaklarım hızlı hızlı yürümüyor akşamları eve dönerken. Biliyorum sen yoksun ve olmayacaksın, hiç! Böyle yitirilmiş umutlarla bezenmiş olarak, korkak bir Fransız generali gibi sahte madalyalı, her sabah güneşin doğuşunu seyredebilmek benim mesleğim olacaktı ha, inanmıyorum.

    Deniz bazan süt dökmüş bir kedi gibi sessiz ve uykulu, bazan delirmiş bir Arap atı gibi çılgın ve saldırgan. Eskiden ne kadar önemli idi bu. Şimdi deniz var mı, yok mu, mavi mi, ıslak mı, uzak mı, altımda mı, hiç önemi yok.

    Kafamı kaldırıp gökyüzüne bakıyorum. Kimi zaman bir tek bulut yok, masmavi bir sonsuzluk. Bazan görmek mümkün değil o sonsuz maviliği, yağmur bulutları kaplıyor yukarıları. Bir damla düşüyor gökyüzünden elime. Yağmur mu, gözyaşım mı bilemiyorum.

    Beynim, sensizliği kabullendi evet, ama ruhuma dinletemiyorum. Kederin çıngırakları, bir çıngıraklı yılanın şarkısı gibi uğulduyor kafamın içinde.

    Bilmem kaç kilometre ötede, bir adam sevdiğine sarılıyor. Karşı apartmanın 4. katında kadın, sabahın köründe asılıyor sevdiğinin boynuna. Bir çocuk ağlıyor, yaşlı bir kadın öksürüyor durmadan. Dünya hem kendi ekseni etrafında hem de güneşin, dönmeye devam ediyor.

    Evimin içi kalabalık. Dostlar iyi günümü de paylaşıyorlar, kötü günümü de. Ama sen yoksun, olmayacaksın. Olamayacaksın. Aslında herkesten çok yanımda olmak istediğin halde olamıyacaksın. O kemik ellerin, şimdi bir toprağa gömülü, sessiz bir Titanic yoksulluğu ve heybeti içinde, yaşgünlerimde, otlardan mumu olan çamur pastaları kesiyor, biliyorum.

    Bugün Sevgililer Günü.

    Seni bir kere daha hatırlıyor ve gönül penceremi ardına kadar sana açıyorum. Bir kuşun kafesini bilerek açık bırakıyorum ve kuş çıkıp gitmiyor açık pencereden, seviniyorum.

    Alabildiğince umutsuz, alabildiğince anlamsız 24 saatler birbirini kovalıyor. Günler bir dinozorun ayakları altında ezilen kuş yumurtaları gibi akıp gidiyor. Kılım kıpırdamıyor, belki de mutlu oluyorum.

    Her şey olduğu gibi kalıyor, işte bütün heybeti ile gece, kurulmuş iri bir kömür parçası gibi şehrin üzerine.

    Her şey yerli yerinde ama bir tek şeye çare bulamıyorum:

    Oğlum, seni özlüyorum.
    2 ...