olay samsun'da geçmektedir. mahallenin hızlı gençlerinden biri aylardır peşinde koştuğu kızı sonunda tavlamıştır. ilk buluşma olduğundan parasına kıymaya karar vermiş ve kızı la sera'ya götürmüştür. bol salata yenen cafe ortamı olduğundan yarı aç kasaya gidilir.
kasadaki eleman: afiyet olsun efendim
hızlı genç: teşekkürler. borcum ne kadardı?
k.e: bakalım...13 milyon efendim.
h.g: bir saniye (ceplerin hepsine bakması ve hiçbir şey bulamaması)... allah allah burda bir yerde olacaktı...
k.e: (kaşlar giderek kalkarak) sorun değil ben beklerim.
hatun kişi: istersen ben ödeyeyim.
h.g: hayır olmaz*. sen dışarda bekle geliyorum ben hemen.
h.k: tamam çabuk ol.
h.g: (kasadaki elemana döner) ya abi* benim param vardı.
k.e: eee...
h.g: ama şimdi yok.
k.e: (kız da dahil olmak üzere büyük bir çoğunluğun duyabileceği bir ses tonuyla) arkadaşım paran yoksa gelme. git parka otur.
bunun üzerine arkadaşın yerin dibine girmesi, yaklaşık 5 saniye sonra parayı çakmak cebine koyduğunu hatırlaması ile devam eder olaylar. ama bundan sonraki kısmı müşterilerin verdiği ayarlara girmektedir.*