israil mallarını boykot etmek

entry99 galeri
    29.
  1. Özel bir şirkette çalışan Asım efendi cumartesi günü uyanır. Türk malı Yataş firmasından aldığı yatağından kalkar. Banyoya gider. Amerikan yapımı Colgate diş macunu ve diş fırçasıyla dişlerini fırçalar. Amerikan yapımı Palmolive sabun ile yüzünü yıkar. italyan markası Armani'den aldığı takımları giyer, çocuklarının Amerikan yapımı Levi's kot pantolonlarını ve Nike ayakkabıları giymelerini izler. Alman yapımı AEK buzdolabından çıkardığı italyan yapımı NutellaVakfıkebir fırınından aldığı ekmeğe sürer ve ingiliz yapımı Earl Grey çayla beraber kahvaltısını yapar. Bu sırada Güney Kore yapımı Samsung televizyonunu izler, derken Japon yapımı Casio saati çalar. işte gitmesi lazımdır. Fransız yapımı arabası Peugeot'ya atlar. işe koyulur. Yolda Sırp Goran Bregovic'in Türk Sezen Aksu ile verdiği konserin cdsini dinler. Arabasını garaja çeker. Hollanda bankası ING Bank'ın satın aldığı Oyak Bank'a girer. Girmeden önce Yunan bankası National Bank Of Greece'in hissesinin büyük bölümünü satın aldığı Finansbank'tan para çeker. Amerikan malı IBM bilgisayarında öğle tatiline kadar çalışır. Öğle yemeğinde Amerikan Mc Donalds'tan bir Big Mac yer. Öğleden sonra çalışmaya devam eder. Fransız Peugeot arabasına binip eve döner. Yolda Slovenya yapımı elektrik saatinin gösterdiği elektrik parasını öder, Fransız marketi Carrefour'dan meyve sebze alır. Eve gider. Karısını da alıp isveç marketler zinciri Ikea'nın mağazasına gider. Alışveriş yapar. Eve döner. Amerikan kaynaklı "Deal Or No Deal"in Türkiye versiyonu "Var mısın Yok musun"u izler. Türk malı Yataş yatağına girer. Uyur.....Özel bir şirkette çalışan Asım efendi cumartesi günü uyanır. Türk malı Yataş firmasından aldığı yatağından kalkar. Banyoya gider. Amerikan yapımı Colgate diş macunu ve diş fırçasıyla dişlerini fırçalar. Amerikan yapımı Palmolive sabun.....................işe geldiğinde bilgisayarında bir mail vardır. "Boykot edeceğimiz X ülkesi malları" yazıyordur.

    Eski bankacı olduğumdan "forward mail" denen ve Ebola virüsünden daha çabuk bulaşan ve AIDS 'den daha öldürücü olan virüsü bilirim. Özellikle cuma günleri bu maillerin, çiçekli böcekli olanların ardı arkası kesilmez. Her birinin sonu da mutlaka kaç kişiye göndermemiz gerektiği ile ilgili bir öğreti ile biter. Böylece mail sanki outlook'tan değil de Dagobah gezegeninde inzivaya çekilen Yoda'dan gelmiş gibi bir hava verilir. Bir de bunun "X ülkenin mallarını boykot ediyoruz" versiyonu var. Benim hatırladığım kadarı ile italyanları ettik, Fransızları ettik, Yunanistan'ı ettik, ingilizleri ettik, Amerikalıları ettik, Almanları ettik, e Almanları edince biz de edilmiş sayıldık , şimdi de israil'i ediyoruz. Bu ürün listelerini kim topluyor, kim alt alta yazıp bir azimle insanlara ulaştırıyor bilmiyorum. "Fransız mallarını boykot" mailleri ulaştığında araştırmıştım, zira Fransa'nın en büyük bankası BNP Paribas'nın ortak olduğu bir bankada çalışıyordum. Sonuçta o forward mail dehlizine yol açan ilk maili yollayan Akbank Ankara Balgat şubesinden bir çakal bankacı çıktı. Kimin, neden yolladığı önemli değil. Hadise iki yönden saçma.

    Birincisi yukarıdaki metin. Tüketim toplumu, yabancı ürünlerin dünya üzerindeki dolaşımını bu derece yaygınlaşmışken ve yabancı malı kullanmak yerli malı kullanmaktan çok daha çekici gelirken, eski haline, yani ona göre daha düşük ve sıkıcı yaşam şartlarına dönemez. Bu insanoğlunun doğası gereğidir. Ayrıca zaten bunun gerçekleşmesi imkansızdır. Zira aslında bir çok ürün tek bir ülkenin üretimi değil, farklı ülkelerden gelen parçaların, bir başka ülkede bir araya getirilmesi yoluyla üretilir ve hayatımızın her alanına girmiştir. Otomobil ve elektronik eşyalar gibi. ikincisi de herhangi bir ülkenin politikasını eleştirmenin, onun eylemlerindeki yanlışlıkları dile getirmenin yolu tartışmadan, toplu olarak ses çıkarmaktan, çeşitli platformlarda farklı organizasyonlar düzenlemekten değil de internet üzerinden "send" tuşuna basarak gönderdiğimiz cuma maillerinden ve göstermelik "yerli malı yurdun malı herkes onu kullanmalı" şovundan ibaretse Noam Chomsky yarın kendini assın o zaman "ben yıllardır boşuna konuşmuşum" diye. Ben de Hacı Şakir'le yıkanıp, ihlas buzdolabı kullanmaya, Kristal cola içip, işe Murat 131'le gitmeye. Akşam da Sır Kapısı'nı izlemeye başlayayım.

    alıntı: http://vliegendenederlander.blogspot.com
    2 ...