yazarların dini terk etme sebebi

entry15 galeri
    1.
  1. Yıllar önce Kur'an okumalarına başlamıştım...Okuyup dini kaynağından öğrenecek, uydurulmuş dinden indirilmiş dine geçecektim...

    Nereden bilebilirdim ki, aslında bir batağın içine doğru sürükleneceğimi..

    Güya Kur'an bana inmişti, apaçıktı, okudukça imanım artacaktı, öyle ya bu Allahın vaadi idi...

    Ama hiç de öyle olmadı..Okudukça anladım ki, Kur'an peygambere inmiş, onun indiği iklimi bilmeden Kur'anın çözümlenmesi mümkün değilmiş ve o koca koca tefsirler de boşa yazılmamış...

    Uzatmayayım Kur'anı çözmek adına ne okunması gerekiyorsa okudum, siyeriydi, dinler tarihiydi, tevratıydı, inciliydi ve adını sayamayacağım onlarca kitap, yüzlerce sayfa makale...

    Her şey gösteriyordu ki, Kur'anın tüm mesajı yereldi ve peygamberin birebir yaşadıkları şeylerle ilgili idi..Ama Kur'an bunun aksini söylüyor, onda olanın tüm peygamberlerce de duyurulduğunu iddia ediyordu, hem de hiç bir kavim atlanmadan.O halde Kur'andaki en evrensel çağrıyı bulup bunun tüm dünyadaki izlerinin de sürülebiliyor olması gerekti..

    Bu tevhid miydi ? Buradan islamın izi sürülebilir miydi ? Tek tanrılı bir inanç bulsam dahi bunun islamın Tanrısı olduğunu nasıl anlabilicektim ki ? O halde önce islamın Tanrısının en somut özelliğini bulmam gerekiyordu...
    Allah, doğmamış ve doğurmamış, varlığının başı ve sonu olmayan, arşı göğün üstünde olan, ondan habersiz yaprak dahi kıpırdamayan........

    bunlar gibi ne sıralasam hepsi somut tarifler olacaktı ve pekala bunlar başka tanrıların sıfatları olarakta karşıma çıkabilirdi....
    Ama bir şey vardı ki "Allahı" diğer tüm Tanrılardan ayırıyordu...

    "Hani biz ibrahim'e, Kâbe'nin yerini, "Bana hiçbir şeyi ortak koşma; EViMi, tavaf edenler, namaz kılanlar, rükû ve secde edenler için temizle" diye belirlemiştik.
    insanlar arasında haccı ilan et ki, gerek yaya olarak, gerek uzak yollardan gelen yorgun develer üzerinde sana gelsinler."(hac /26-27)

    Evet, Allah dünyada var olan bir mekan için "EViM" diyordu, ve buranın ziyaretini emrediyordu, hatta bu öyle bir emirdi ki Kur'an başka hiç bir şey için :

    "ALAH'IN iNSANLAR ÜZERiNDE BiR HAKKIDIR."(ali-imran 176)

    Dememişti...

    En azından Hz ibrahimden, yani tarihi malumata göre günümüzden 4000 yıl öncesinden itibaren tüm peygamberler kavimlerine bu mesajı iletmiş olmaları gerekiyordu...

    Dünyanın herhangi bir yerinde, her hangi bir kabileden kalan kitabede kabenin isminin geçmesi veya onun şeklinin bir yerlere kabartma olarak yapılması, hatta hiç bir somut kalıntı olmsada sözel kültürde bile bunun aklarılması bunu ispatlardı.Ama bununla ilgili hiç bir işaret yoktu...

    Peki dünyayı geçtim, Ehli-Kitabın kaynaklarında !
    En ufak bir ima bile yoktu...
    Aksine Kur'anın da onayladığı şekilde, Hz Süleymanın Habeşe kadar eli uzanıyor, ama "Allahın Evini" israiloğullarının mülküne dahil etmek aklına dahi gelmiyordu...
    Üstüne üstlük, onları Allahın evini haccetmeye yöneltmeyip, onlara bir de yeni mabed yapıyordu...Bunun bir izahı olabirmiydi ?
    Hayır, bunun izahı yoktu...

    Ne Yahudilerin, ne hristiyanların Tanrısı "Allah" değildi...
    Hz ibrahim ve ismailin Kabeyi yapıp, haccı emretmeleri hikayesi, tamamen Kureyşin en büyük ilahını, Yahudilerin Tanrısı "Yahve" ile birleştirme çabasıydı...Haccın tüm menasikleri, putlarla ilgili idi...islam sadece putları bu hikayeden kaldırıp, üzerine yeni bir hikaye yazmıştı...

    Sefa ve Mervedeki putların yerine, Hacerin su için koşması hikayesi, üç puta yapılan taş atma hikayesinin yerine, şeytan taşlama hikayesine, yine bir puta yada güneşe saygı için yapılan vakfede duruşu da Adem ile Havvanın arafatta buluşmasına atfedilmişti...

    Peki ben bunları bildiğim halde, nasıl bu kitabın Allahtan olduğuna inanabilirdim, nasıl o kıbleye bir daha dönebilirdim ki !

    Evet dönemedim, her namazda bunlar aklımın içinde döndü durdu...Namazı bıraktığım gün, islam ile yollarımız da fiilen ayrıldı...
    Şimdi Tanrı var mı yok mu, inanın bunu bilmiyorum hatta bilebileceğimizi de zannetmiyorum.Bir ilk sebep olarak var olması gerek diyebiliyorum, sadece o kadar..

    Ama kesin olarak ikna olduğum bir şey var ki, bu evreni yaratmaya muktedir olan kudret, tek tek kulları ile de konuşmaya muktedirdir..Kendi mesajını asla insani sınırlılıklara mahkum edemez...

    Bu yüzdendir ki, kim onun adına konuştum demişse, en hafif tabirle "zannına" iman etmiştir..Diğerleri de ona...
    12 ...
bu entry yorumlara kapalı.
© 2025 uludağ sözlük