mustafa kemal atatürk

entry14448 galeri ses1
    13540.
  1. ▪︎ 8 KASıM 1938 - Atatürk'ün, ikinci defa ağır komaya girişi.

    (Bugün saat 19.00 sıralarında başlayan koma, gittikçe ağırlaşarak ölüm anına kadar devam etmiştir).

    Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği'nin, Atatürk'ün sağlığına ait akşam tekrar resmî bildiri yayımlamaya başlaması: "...Bugün saat 18.30'da hastalık birdenbire normal seyrinden çıkarak şiddetlenmiş ve sıhhî vaziyetleri yeniden ciddiyet kazanmıştır."

    8 Kasım 1938 / "Son sözünü söyledi ve ikinci ağır komaya girdi. Bu komadan bir daha çıkamayacaktı"

    Atatürk'ün "Müsahade Defteri"nden 7 Kasım'ı 8 Kasım'a bağlayan gece:

    "Geceyarısı etrafındakileri tanımıyor. Saat 02.10'da uyanıyor. Bay Rıdvan'ı çağırıyor, uyuyamadığından şikâyet ediyor:

    "Hayret Monşer" diyor. Bir sigara istiyor, içiyor. Daha bu bitmeden ikinci bir sigara daha istiyor. Onun da yarısını içiyor.

    Evvela:

    "Beni gezdir" diyor, sonra:

    "Beni sağ tarafıma yatır" diyor.

    "Ört... ört..." diye emrediyor. Rıdvan çıkmak istiyor:

    "Nereye gidiyorsun..? Off.. beni kaldır, belki bir şey olur" diyor. Yatırılıyor, uykuya dalıyor. 06.00'da uyanıyor. Süt veriliyor.

    "Denizde bir motor sesi var. Bu nedir?" diye soruyor ve tekrar uyuyor.

    07.40'ta:

    "Rıdvan!" diye çağırıyor. Bir şey ister gibi bir jest yapıyor. Lakin istediğini ifade edemiyor. Nihayet çay istiyor.

    Ördek getiriliyor. O esnada:

    "Beni kaldır" diye ısrar ediyor.

    "Ördek var" deniyor.

    "Off... off..." diyor, bir şey söylemek istiyor. Lakin kelimeleri bulamıyor.

    Gözleri açık. Ama dalgın. Derece almıyor: 36,5 deniyor. Bir şey söylemiyor. 08.20'de Bay Rıdvan giriyor. Sütlü çay getiriyor, istemediğini anlatmak istiyor. Sözleri bulamıyor. Başka bir şey istiyor, adını bulamıyor. Birçok maddelerin ismi söyleniyor. Nihayet poriçte duruyor. Saat 10.00'da verileceği söyleniyor."

    Hasan Rıza Soyak (genel sekreteri):

    "O gün gıda olarak saat 06.00'da altı kaşık sütlü kahve, 08.30'da beş kaşık sütlü çay, 11.00'de bir miktar yulaf unundan poriç, 13.00'te altı kaşık süt, 15.10'da biraz çorba ve 17.15'te dört kaşık elma suyu almıştı. Saat 18.35'te telefonla fenalaştığını bildirdiler. Telasla hususî daireye koştum. Yatak odasının iç içe olan iki kapısı arasındaki boşlukta Kılıç Ali duruyordu. Odaya girdiğim zaman Atatürk yatağın ortasında oturmuş, iki elini yanlarına dayamış mütemadiyen öğürüyor ve:

    'Allah kahretsin' diye söyleniyordu. Ara sıra da hizmetçilerin tuttukları tasa koyu kahverengi pıhtılaşmış kan çıkarıyordu.

    "Nöbetçi doktor Abravaya ile o sırada yetişen Prof. Neşet Ömer irdelp kendisine yine bir taraftan bazı ilaçlar enjekte etmeye, bir taraftan da buz parçaları yutturmaya başladılar. Bir aralık sağında bulunan tuvalet masası üzerindeki saate baktı; herhalde iyi göremiyordu ki bana sordu:

    'Saat kaç?'
    '07.00 efendim.'

    Aynı suali bir iki defa daha tekrar etti, aynı cevabı verdim. Biraz sükûnet bulunca yatağa yatırdık. Başucuna sokuldum:

    'Biraz rahat ettiniz, değil mi efendim' diye sordum.

    'Evet...' dedi. Arkamdan Neşet Ömer irdelp yanaşıp rica etti:

    'Dilinizi çıkarır mısınız efendim?'

    Dilini ancak yarısına kadar çıkardı. Dr. irdelp tekrar seslendi:

    'Lütfen biraz daha uzatınız.'

    Nafile. Artık söyleneni anlamıyordu. Dilini uzatacağı yerde tekrar tamamen çekti. Başını biraz sağa çevirerek Dr. irdelp'e dikkatle baktı ve:

    'Aleykümselam' dedi.

    Son sözü bu oldu."

    8 Kasım Salı aksamı saat 19.00'da, yani dördüncü ponksiyondan tam 30 saat sonra Atatürk son sözünü söyledi ve ikinci ağır komaya girdi.

    Bu komadan bir daha çıkamayacaktı.

    https://www.facebook.com/...6/posts/3717084298336025/

    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2094464/+

    ▪︎ 9 KASıM 1938 - Atatürk'te, ağır koma halinin devam etmesi.

    Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği'nin, Atatürk'ün sağlığıyla ilgili olarak saat 10.00, saat 20.00 ve saat 24.00'te olmak üzere üç bildiri yayımlaması (saat 24.00'teki bildiride "Umumî durumun tehlikeli bir hal aldığı" bildirilmiştir).

    9 Kasım 1938 saat: 24.00

    Saat 20.00'den itibaren dalgınlık artmıştır. Umumi ahval vehamete doğru seyretmektedir. Hararet derecesi 37.6, nabız 132, teneffüs 33'tür.

    1938 yılı Kasım ayının 10'uncu günü saat 9.00. Türk Vatanının Kurtarıcısı, Türkiye Cumhuriyeti'nin Kurucusu, Eşsiz inkılapçı ve beşerin Müstesna Evladı Büyük insanın fena aleminde ancak 5 dakikası kalmıştır; gözleri kapalıdır; göğsü mütemadiyen inip, çıkmaktadır.

    Odada ve bütün Sarayda derin ve ruhani bir sükut hüküm sürüyor.

    Sağ tarafta başucunda Operatör Mim Kemal duruyor; Dr. Kamil Berk başını onun omuzuna dayamış, hıçkırıyor...

    Prof. Dr. Akil Muhtar Özden kendinden geçmiş, odanın içinde telaşlı adımlarla durmadan dolaşıyor; hem ağlıyor, hem de mütemadiyen: "Aman Yarabbi" diye mırıldanıyor.

    Ben yatağın sol tarafında ayakta duruyorum; yanımda Muhafız Komutanı ismail Hakkı Tekçe var. Her tarafım uyuşmuş, bütün duygularım donmuş bir halde, o güzel, onurlu çehreye dalmış, bakıyorum. Hazin sessizlik içinde kulağıma yalnız Dr. Mehmet Kamil ve Prof. Akil Muhtar'ın hıçkırıkları çarpıyor.

    Saat tam 9'u 5 geçiyor. Birdenbire gözleri açılıyor, dikkat ediyorum: Gök mavisi gözlerinde hala bildiğimiz çelik parıltıları ışıldamaktadır.

    Bir an sert bir hareketle başını sağa çeviriyor. Bana öyle geliyor ki, bu hareketiyle etrafındakilerin şahıslarında ilahı bir aşk ile bağlandığı ve inandığı aziz milletini son defa askerce selamlamaktadır.

    Birkaç saniye sonra o Azametli Varlık, milletinin kalp ve idrakiyle beşer tarihindeki ölümsüz hayatına göçmüş bulunuyordu.

    Ben de artık hıçkırıklarımı zapt edemedim; yatağı dönüp diz çöktüm, sağ elini ellerimin içine aldım, öptüm ve yüzüme gözüme sürdüm.

    Bu sırada Operatör Mim Kemal gözlerini kapatıyor, Mehmet Kamil de çenesini bağlıyordu.

    Yerimden kalktım, yapılacak vazifelerim vardı; gözyaşlarımı sildim ve odadan çıktım.

    O gün öğleye doğru gazetelerin çıkardığı fevkalade nüshalarda müdavi ve müşavir tabiplerin, Büyük Kaybımızı bildiren son raporuyla, hükümetin bu husustaki resmi tebliği neşrediliyordu.

    https://www.facebook.com/...6/posts/3719635594747562/

    Şu satırları okurken gözlerim doldu. Ağladım . Kalbimden bir şeyler kopup gitti. Mekanın cennet olsun paşam. Kalbimizdesin ilelebet ...
    0 ...