Eğitimci Raşid Bener'in Tekirdağ'da Atatürk'e ait anısını kızı Bilge Bener aktarıyor:
"Salondan ayrıldıktan sonra, Tekirdağ halkının heyecanlı tezahüratı arasında ağır ağır yürüyerek yollardan geçtiler. Bir aralık eczacı Ekrem Bey'in eczanesi önünde durdular. Birisini arıyormuş gibi gözlerini kalabalık üzerinde gezdirdi. Sonra duvar kenarında durmakta olan sarıklı ve cübbeli bir hoca efendiyi:
- Hocaefendi, hocaefendi...
Diye çağırdılar. Ve birlikte eczaneye girdiler. içerisini dolduran kalabalık arasında ben de bulunuyordum. Atatürk bir kağıt alarak hocaefendiye uzattı.
- Hocam, yaz bakalım: Vettıni vezeytuni ve turi sinin ve hazel beledil emin.
Hocaefendi geniş bir nefes alarak bu ayeti celileyi kemali itina ile ve tabii eski harflerle yazdı. Atatürk yazıya bir göz attıktan sonra:
- Hocam, dedi. Ben bu yazdıklarını (Valtin valziton) diye de okuyabilirim, buna ne dersin?
- Efendim, bunun üstünü var, esresi var, şeddesi var, meddi var. Bakınız, bunları koyduğumuz zaman aslı gibi okunur...
Atatürk, bunun üzerine kalemi eline alarak aynı ayeti Latin harfleriyle yazdı ve hocaya göstererek:
- Görüyorsun ya hocam, bu harflerin şeddesi meddesi yoktur, dedi. Hem bak bu harflerle ne kadar kolaylıkla ve yanlışsız okunuyor... işte biz bunu düşünerek ve garp asarını da kolaylıkla öğrenmek, bütün cihana lisanımızı kolaylıkla öğretebilmek için Latin harflerini kabul ediyoruz. Buna ne dersin?
Hoca derhal:
- Çok güzel efendim, çok güzel, diyecek bir şey yok. Allah muvaffak etsin.
Cevabını verdi.
Atatürk, bundan sonra yapmakta olduğu inkılabı orada da temelleştirmiş olarak eczaneden ayrıldı ve on beş yirmi dakika sonra da istanbul'a hareket etti. Sahil boyunca bütün Tekirdağ halkı büyük liderlerini “Yaşa, var ol” nidalarıyla uğurluyorlardı."
Bilge Bener
Lise öğretmenlerinden Raşid Bener kızı
Kayseri
Kaynak: Cumhuriyet gazetesi, 10 Kasım 1948, sayfa :5