Dil bir milleti millet yapan unsurdur. Dili zenginleştiren ise diğer dillerden aldığı kelimeleri zamanla kendi potasında eritip kendine uygun hale getirme potansiyeli. Dilde kullanılan birden fazla anlamı olan kelimeleri atarak yerine uyduruk kelimeler türetmek değil. Madem sadece öz türkçe konuşacaktık niye azerileri doğru dürüst anlamıyor yunus emrenin şiirlerini yardım almadan şerhedemiyoruz? Medenileşelim derken kendi öz kültürümüze ait kelimeleri yerel lehçe ve ağızları kullanmıyoruz? Niye kullanmayalım ki? Türkçe sadece istanbul lehçesinden mi ibaret? Onu bırak niye daha 50-60 sene önce yaşayan orhan veliyi, yakup kadriyi, sait faiyi, ahmet haşimi, peyami safayı, tanpınarı, yahya kemali okuduğumuzda bir sürü bilmediğimiz kelime çıkıyor ortaya? Neden onları anlamıyoruz? Nedenini söyleyeyim: dili yozlaştırmadan o milletin kültürünü milli manevi değerlerini silip yok edemez ve o milleti istediğiniz gibi köle edip sömüremezsiniz. Adam nutku okuyor, anlamıyor, sonra atatürkçüyüm diye geçiniyor. Daha Kendi dilini bilmiyor. Yazık. Fena halde kandırılıyoruz. Resmen uyutuyorlar bizi.
Mesele arapça yada türkçe kelime kökenine indirgenecek kadar basit değil. Bir kelime 10 ayrı anlam 10 farklı fikir 10 çeşit duygu demek. Türkçe zenginliği itibariyle dünyanın ilk 3 dilinin içerisindedir. Şayet ırkçı siyasi dini yada başka sebeplerle bu dili budamaya kalkarsanız epi topu 300 kelimeyle konuşan, aslından ve özünden kopuk, kendinden haberi olmayan güdük bir nesil yetiştirirsiniz haberiniz bile olmaz. Ayrıca, Bu son yıllarda çekilen tarih dönem dizilerinin de çok faydası var dilimize. Lazım. En azından ilgi çekici. Böyle devam etmeli.
Bir selâm kelimesinde 10 farklı (hatta daha fazla) anlam vardır: esenlik, iyilik, güzellik, rahmet, bereket, eminlik, kurtuluş, huzur, sûkunet, güven. Şimdi Hangi yeni türetilmiş bir kelime bunun yerini tutabilir ki? Ve aleykûm selâm. Aslım, özüm, cevherim, kökenim selâmetten geliyorsa, onu inkâr bana yakışmaz..