corona virüsü

entry905 galeri ses2
    344.
  1. bugünlerde en geniş kesimler arasında adeta virüs gibi yayılan yanlış bir kanı var. hastalığın salt biyolojik veya psikiyatrik bir anomaliye, sağlık ve esenlik halinden sapmaya indirgenebilecek bir durum olduğu sanılıyor. daha açık deyişle, sanılıyor ki hastalığın belirli bir biyolojik sebebi (epidemiyolojisi) vardır; eğer bu sebep ortadan kaldırılırsa hayat normale döner. böyle bir durumda herhangi tıbbi bir sorunun salt tıbbi bir çerçeve içinde kalınarak, tıbbi otoritelerin ve sağlık kurumlarının prosedürleri harfi harfine uygulanarak çözülmesi mümkündür. savunulan görüş bu...

    halbuki böyle bir mantık, eğer toplumun bütününü, velev ki dünya kamuoyunun tamamını ilgilendiren bulaşıcı bir hastalık söz konusu ise, kökten eksik ve yanlıştır. hatta genel bir iyileşme (rehabilitasyon) için girişilebilecek her türlü çabayı baltaladığı gibi, öngörülmedik yeni hastalıklara, tıbbi olmayan sorunlara da yol açabilir. bunu şöyle bir örnekle açıklayayım:

    1. ortalıkta kamu sağlığını tehdit eden tehlikeli bir virüs dolaşıyor. hükümet ve sağlık kurumları tarafından acilen tıbbi önlemler alınması gerekiyor. yurttaşların böyle bir beklenti içine girmesi gayet mantıklı, haklı ve doğal karşılanmalıdır. çünkü sağlık öncelikle anayasal bir haktır = vatandaş devlete vergi öder, karşılığında sağlık, eğitim, yol, su, elektrik vb. hizmetler bekler. ideal olan budur.

    2. çok saçma bir iddia gibi görünebilir ama 1. maddede belirttiğim hususu buruşturup çöpe atabiliriz. çünkü anayasada ve yasalarda yazılı normlar gerçek hayatta yok hükmündedir. gerçek durum şöyledir: yurttaş devlete uzun listeler halinde envai çeşit yüksek vergi öder; devlet ise benimsediği neoliberal politik ilkeler gereğince yurttaşa sunduğu hizmeti bile ekstra vergilendirir. hizmetin kalitesi yurttaşın parasal ödeme gücüne ve statüsüne göre tayin olunur. hizmet alımında eşitlik asla söz konusu değildir. murhpy'nin 1. maddesi bir dakika içinde fiyaskoyla sonuçlandı. yurttaş çaresizce 2. maddeye göre yaşamaya çalışır.

    3. dünyada pek az ülke ulusal çapta yaşanan bir salgın hastalık karşısında yeterli sağlık hizmeti verebilecek örgütsel kapasiteye sahiptir. türkiye bu açıdan hangi noktadadır? nüfusun büyük bölümünün eninde sonunda enfekte olacağı bir salgın hastalık karşısında hastaneler yeterli tıbbi donanıma, yoğun bakım ünitesine ve yatağa sahip midir? tıbbi personelin nitelik ve niceliği açısından bir sorun olmasa bile, en basiti yeterli yatak kapasitesi var mıdır? tıbbi cihaz, aşı ve ilaç sektöründe tamamen ithal bağımlısı bir ülke yeterli tedavi imkanı sunabilir mi? sorular uzatılabilir.

    4. eğer söz konusu olan kamu sağlığı ise bu sorunun bireysel yoldan çözümlenmesi mümkün değildir. bu nedenle, kârlılık ilkesi üzerine kurulu bütün özel sağlık işletmeleri acilen kamulaştırılmalıdır. açıkçası bu, tıbbi bir mesele değil, politik ve toplumsal bir meseledir.

    5. kamu sağlığına yönelik tehdit salt tıbbi bir sorun değildir. aynı zamanda politik ve toplumsal bir sorundur. bu nedenle çözüm de salt tıbbi bir çerçevede bulunamaz.

    6. salgınla başetmek için hükümet odaklı sert tedbirler, karantina, sıkıyönetim, askeri kışla yöntemleri vb. çözüm değildir. neden değildir, açıklayayım. bu türden sert tedbirler en başta ekonomik hayatı felce uğratır ya da atıl hale getirir. bilindiği gibi türkiye son 30 yılda ekonomik yönden tümüyle dışa bağımlı hale getirilmiştir. köyler boşalmış, tarım baltalanmış, yerli gıda üretimi minimum seviyeye düşürülmüştür. raflar ithal ürünlerle doludur. ancak son aylarda küresel ekonomi ve akışkanlık durma noktasına gelmiştir. ithalatta ciddi bir sıkıntı yaşanmaktadır. yaşanan dünya ekonomik krizi karşısında temel ihtiyaç maddelerinin ithal edilemeyeceğini veya çok yüksek maliyetle ithal edildiğini düşünelim. bu durum yoksunluk, ilaçsızlık, aşısızlık, kıtlık ve açlık anlamına gelecektir. tam da bu nedenle çalışma hayatını baltalayacak genel karantina gibi uygulamalardan kaçınmak gerekmektedir. tarımsal ve sınai üretimin canlandırılması için acilen önemler alınmalıdır. tarlalar, atölye ve fabrikalar tam kapasite çalışır hale getirilmelidir. istihdam artışı mutlaka sağlanmalıdır. ücret kesintisi yapılmamalı, tam tersine teşvik tedbirleriyle iyileşme sağlanmalıdıdır.

    7. bireysel veya ailevi tecrit uygulamaları elbette gereklidir. ancak bilir bilmez, genel karantina gibi sert tedbirleri savunan, meseleyi sadece tıbbi bir meseleymiş gibi gösteren çokbilmiş kişileri böylesine hassas bir konuda sorumlu bir şekilde yeniden düşünmeye davet ediyorum...
    4 ...