askere gitmeden önce kerhaneye gidip sevişmesi gelenek haline gelmiş kokuşmuş bir türkiye gençliği...henüz hiç bir kadınla yatmamış erkeğe, erkekliği rencide edici yakıştırmalardan kaçınmayan bir toplum. çok kadınla yatanı hovarda diye pohpohlayan bir insanlık.
namus cinayeti işleyenlerin cezaevinde en onurlu görülmesi,gerdek gecesi sonrası japon bayrağını görmek isteyen ebeveynler,kızını kocası kovaladı demesinler diye kötü giden evliliğini görmezden gelen anne babalar, abiler.
kısacası kendi yaptığı ahlaksızlıkları baskı,yıldırma politikaları ile günümüze kadar sürdüregelmiş bir türkiye erkekliği var karşımızda ve türkiye kızlarının aklındaki cevap "kesin benden önce birisiyle ilişkiye girmiştir" önyargısı.
böyle bir ortamda erkeğin "bakir" olup/olmayacağı, buna istinaden "bakire" kız isteyip ismeme hakkının olup/olmayacağı kısmını geçmek lazımdır.aynı şekilde kızların yarın düşecekleri durum için bakire olamamaları sonucunda başına gelecekeleri görmek lazımdır.
"bakire olmazsa nolur lan" diye esip gürleyen sözlük erkeklerimizi de görüyoruz.yarın evlilikte ellerinde en büyük koz olarak bulunduracakları "kadınlarının ona geldiğinde bakire olamama" gerçeğini kullanmak için can atacaklarını da unutmamak lazımdır.
daha sonra ki konu ise kızın bakire olup fakat; sürttürmüş,yalamış/yalatmış, arkadan vermiş, memelerinin arasına almış, 69 a gelip/gelememiş olma durumları tartışılıyor.
efendim bunlar tamamı ile bay/bayanın sindirim,boşaltım sistemleri ve bedeni ile ilgili bir konudur.
tüm teferruatı geçer ve başlığın odak noktası olan bakire olmak, yani gerçek birleşme şeklini yaşayıp yaşamadığı kısmı.
şahsen ben babamdan önce birin veya birilerinin ziyaret ettiği ve tanrının bana göre insanlara verdiği kendinden bir parça olan "yaratmak" kavramının ana noktası olan anne rahmine iyi gözle bakmam.
ha anneler de yanlış erkeği sevmiş olabilir. fakat o kutsal mekanı yanlış kişiye açmak zorunda değildi.
ve sonuç.
bugün hala dışarıda, evlenecek kadından haklı olarak istenilecek bakireliğe karşı çıkanlar varsa, onlar bu yanlışların süregelmesinin ürünüdür ve düzen değişmeden gidecektir.