hayatın pahalı transferlerine karşı gelişen ataklardır, az ama öz.
hayallerin kadroyu terketmesinin ardından heves de emekliye ayrılınca elde genç ve yeşermeyi bekleyen umutlar kalmıştır. soğuk bir kış günü, soğuk ve yabancı bir şehirde doğruyu ararken bir şarkı tutturur insan, bir nevi kontraatak yapar. hayat bunun üzerine arabesk edebiyatının yılmaz temsilcilerini gönderir. eğer keyifliysen ve nefesin yeterse pozisyon bulabilirsin. gözler hala donuk, bakışlar hala kaçaktır. tek istediği eve gitmek olan insanların arasında bir boşluk aranmalıdır kaldırımlarda, yavaş yavaş ilerlersin, dikkatli ve güvenli olmak zorundasındır. pas vereceğin kişi belki bir ayyaş olabilir, topu kaptırma ihtimalin yüksektir tabi, belki de sigara isteyen bir yabancı... ikisini de geçip gole ilerlersin. belki kimsenin yüreğinin sessiz atışlarından haberi yoktur ancak takım oyunuyla skor yapabileceğinin farkındasındır. gülümseyen yabancıların ülkesinde topu ayağında rahatça tutabilen bir orta saha misali bir ileri, bir geri bakarsın, yabancıların yanı boştur, gülümserlerse iyidir, yanlarına oturduğunda gözlerinde ışıltı varsa hala şansın vardır. hayat tüm baskısını yalnızlığını hatırlatmak için kullanır ancak bir sigara ve nikolai hell' in yeşil çimlerine disiplinli bir yolculuk seni gole götürebilir.
belki de amacın gol atmak değildir, sadece sessizliği özlemiş, izmir' de bıraktığın iri gözlü esmeri hatırlamış, sessizce tebessüm etmişsindir. ne önemi var? güzel hatıralar da sıcak bir şimdinin anahtarı değil mi zaten?