bir oda, yerde bir mum, perdeler indirilmiş;
yerde çıplak bir gömlek; korkusundan dirilmiş.
sütbeyaz duvarlarda çivilerin gölgesi
artık ne bir çıtırtı ne de bir ayak sesi.
yatıyor yatağında dimdik, upuzun, ölü;
üstü, boynuna kadar bir çarşafla örtülü.
bezin üstünde ayak parmaklarının izi;
mum alevinden sarı, baygın ve donuk benzi.
son nefesle göğsü boş, eli uzanmış yana;
gözleri renkli bir cam; mıhlı ahşap tavana.
sarkık dudaklarının ucunda bir çizgi var;
küçük bir çizgi, küçük, titreyen bir an kadar.
sarkık dudaklarında asılı titrek bir an;
belli ki, birdenbire gitmiş çırpınamadan.
bu benim kendi ölüm, bu benim kendi ölüm;
bana geldiği zaman, böyle gelecek ölüm.