Hani yolda yürürken bir anda ayakkabının içinde küçük bir taş hissedersin ama çevrede başkaları var diye de lak diye ayakkabını çıkaramazsın ya, işte sonra kuytu bir yere gidip orada ayakkabıyı silkeleyip yeniden giyersin. Sonra yeniden kalabalık caddeye giriş yaparsın ama o da ne? O küçük taş, ayakkabını çıkarıp silkelemene rağmen yine orada. Yeniden kuytu bir yer bulsam mı üşengeçliği, insanların arasında ayakkabımı çıkaramam utangaçlığı ve o küçük taşın verdiği rahatsız acıyla gününü geçirmeye çalışırsın.
O günün sonunda da, tüm o gelgitlere rağmen taşın varlığına zorla da olsa alıştığını farkedersin ve bu hergün aynı şekilde devam eder.
Kendimi tam olarak böyle hissediyorum işte.