daha önce yazmıştım ama uzun olduğundan sanırım okunmuyor..
''kürtçe meselesine gelince. sözlükte herkesin anlaşabileceği ortak dil elbette ki türkçe'dir, bu nedenle de sözlüklerin iletişim dili türkçe'dir. buna kimsenin bir itirazı yok. ancak nasıl ki ingilizce, fransızca, almanca başlıklar açılabiliyor, örneğin bir şarkı/türkü başlığında o türkünün dili neyse altına da o dilde olan sözler yazılabiliyorsa bu kürtçe için de geçerli olabilmelidir.''
ne demek istiyorum, o maddede ne demek isteniyor? misal newroz başlığı altına ''bir takım orospu çocuklarının nevruza verdikleri ad'' gibi bir tanıma müsaade edilmemesidir kastedilen en basit haliyle. kürtçe şarkı sözü yazdığınızda hemen altına ''bir takım bölücülerin kürtçe'yi kabul ettirebilmek adına olmayan bir dilde uydurdukları şarkı ve onun sözleri'' gibi bir girinin olmamasını istiyoruz. gerçek hayattan bir örnek vereyim. dtp'li bir ilçe başkanı (il de olabilir, tam hatırlamıyorum) kürtçe bir basın açıklaması yaptı, ancak basın mensuplarının büyük çoğunluğu kürtçe bilmediği için eleştirildi, ki bu doğru bir eleştiridir. bir başka basın açıklamasında ise gene kürtçe okundu bildiri ancak bir de türkçe tercuman vardı ve basın mensuplarına hem kürtçe, hem türkçe olan bildiri metni dağıtıldı. sözlüklere uyarlarsak, bir yazar kendi anadilinde, bunun yanısıra da hepimizin anlaması açısından altına da türkçesi yer alan bir giri girdiğinde bunun zahmeti yazaradır. eğer yazar bu zahmete katlanıyorsa böyle bir giri yazmak onun bileceği iştir. elbette ki yalnızca kürtçe giri girmek en başta bir kavram kargaşasına, anlaşılamamaya sebebiyet vereceği için yanlıştır. türk olsun olmasın, bu ülkede bir türk bir laz'la, bir rum bir kürt'le türkçe konuşarak anlaşabiliyorsa, bunun sözlüklerde de böyle olmasına kimsenin bir itirazı olacağını sanmıyorum. bu ne türkiye'de yaşayan diğer milliyetçilerinin iddia ettiği gibi bir asimilasyondur, ne de 'türkiye'de türkçe konuşulur!' diyen bir kısım *zevatın dayattığı bir milliyetçilik tezahürüdür.
ideolojik ve dini eleştiriler meselesine gelince. elbette herkes her şeyi bilecek, her konuya hakim olacak diye bir bir kural, kaide yok. ancak parmağın işaret ettiğini değil de parmağı hedef alan her yazı az çok kendini belli eder, bunu anlayabilmek için ne üst düzey bir bilgi birikimine, ne de süper bir zekaya ihtiyaç vardır. din üzerinden örnekleyelim mesela.
''kuran-ı kerim'de kadınlar sizin tarlanızdır (bakara suresi 223. ayet) denilmektedir, bu cinsel ayrımcılığı körükleyen, kadının üzerinde baskı oluşturmaktadır.''
gibi kısa bir eleştirel yazı yazıldığını farzedelim kuran-ı kerim başlığı. yani yazının illa sayfalarca uzun olması gereklidir gibi bir şey söylemiyoruz. bu bir dine, ya da kuran'a hakaret değil, din ile mantık arasındaki bir çelişkinin irdelenmesi olurken aynı başlığa;
''sike sürülecek kitap değil. bırakın allasen bu boş işleri ey dinciler''
şeklinde bir giri tanım içerdiği için formata uygun olabilir ilk bakışta, ama bu girinin sözlükteki meşhur tanımıyla trollük olduğu, bir kitabı eleştiri değil, o kitap ve kitabın okuyucularına bir hakaret edildiği çok açıktır. biz bunun yapılmamasını istiyoruz.
tekrar ediyorum. kimse masum değil. hepimiz bir sidik yarışına şu veya bu şekilde katkı sağladık, sağladıkça da her kesim kendi içine kapandı ve sözlük adeta sözlü sidik yarışı parkuruna döndü. değişmesi istenilen budur. bu sağduyu için elbete yalnızca moderasyonun değil, herkesin üzerine düşen görevler vardır. bizim moderasyondan taleplerimiz moderasyonun taraflı olmaktan derhal vazgeçmesidir. bir moderatör müslüman olabilir, ateist olabilir, milliyetçi olabilir, sosyalist olabilir. ama bir moderatör sırf kendisiyle aynı düşüncelere sahiptir diye, bundan da kötüsü arkadaşı, dostu, amcaoğlu olduğu için onun yaptığı yanlışlara göz yumamaz, yummamalıdır. ekşi sözlük yazarları ile guru arasında yaşananlarda en yakın arkadaşı ssg'nin her türlü yanlış anlaşılmaya sebebiyet vermemek adına tarafsız bir tutum sergilemesi bunun canlı örneğidir. nerden biliyorsun moderasyonun taraflı olduğunu diye sorulabilir elbette. bu bana bizzat daha önce ayrılan birkaç moderatörün farklı zamanlarda, farklı yerlerde söylediğidir. biri, ikisi neyse, ancak hepsi bunları kelimesi kelimesine aynı biçimde anlatıyorsa ya bu insanlar aynı metinden ezber çalışmışlardır, ya da bu gerçektir.
kim olursan ol anlayışı terk edilmelidir, evet. bir insanın başka bir insanı öldürmesi özgürlük olarak mı değerlendirilmelidir? cevabınız hayırsa, bir insanın başka bir insana, insan grubuna karşı katli vaciptir türünden yazıları da özgürlük olarak değerlendirilemez. bu, bu ülkede çok yapılmıştır, ama hiç değilse artık sözlüklerde, türkiye'nin aynaları olan buralarda yapılmamalıdır. ''tüm müslümanlar sümüklü, leş kokan pisliklerdir, hepsini cayır cayır yakmalı'' minvalinde bir yazı ile ''tüm ateistler birer günahkar kafirdir, hepsi yakılmalıdır ki dinimiz huzura kavuşsun'' minvalinde bir yazı aynı derecede provakatifdir, iki yazıyı yazan da bir adamı öldürmüşçesine özgürlük adı altında düşmanlığı körüklemektedir. herkes için eşitlik derken kastedilen bir kesimin özgürlüğü değil, herkesin özgürlüğüdür. yukarıdaki üsluba yakın yazan yazarların ise yaptığı özgürlük olmadığına, bir başkasının özgürlüğüne saldırmak olduğuna göre, bu tip yazarlar daha önce uyarılmalı, ama yaptıklarına devam ediyorlarsa haklarında gereken neyse bu yapılmalıdır. ''aman yazar kaybetmiyelim'' demekle her geçen gün daha fazla insan küstürülmesin şu siteye, bunu istiyoruz biz.
demokrasi de yanlış anlaşılıyor belli ki. çoğunluk biziz, bizimle özünde hiçbir farkı olmasa da bir fark bulur, yoksa da yapay bir fark yaratır azınlığı sikeriz arkadaş tutumu demokrasi filan değildir arkadaşlar. sözlük için konuşursak demokrasi, sözlükteki özgürlüğün devam edebilmesi adına her ideolojiden, dinden, milletten, cinsiyetten insana eşit mesafede durulması, hakkaniyetli davranılmasıdır. biz de biliyoruz bu %100 mümkün değil. ancak bu konuda çaba harcandığı, bunun için çalışıldığı taktirde çeşitli eleştiriler olsa bile moderasyonun iyi niyeti mutlaka ki anlaşılacak ve yazarlar tarafından takdir görecektir. bizler bir gecede her şeyin %100 güllük gülistanlık olmayacağını biliyoruz elbette ancak en azından bunun için iyi niyetli adımlar atılmasını görmek istiyoruz artık.
'keyfkesh, garfield ve purple mutlaka geri donmelidir.' deniyor. bizim bunu talep etmemizdeki amaç sözlükte olan adam kayırmacılık yüzünden belli bir kesim/ideoloji üzerinden hareket eden ve bayağı yazılara imza atan yazarlar cezalandırılmazken, bir kesime en ufak bir tahammül bile gösterilmemesindeki iki yüzlülüğü ifşadır.
eylemlilik meselesine gelince. tekrar ediyorum, sözlükler, tıpkı sözlük fikri gibi kimsenin malı değildir. ssg bu sözlük fikrinin hem mucidi hem de ilk uygulayıcısıydı değil mi? ancak ilk başta o klon sözlüklere karşı olmamış, hatta bu tip birden fazla sözlük oluşumunun varlığını bu ülkedeki insanların tartışma kültürüyle tanışması açısından faydalı bulmuşken, kim sözlüklerin sahibi olduğunu iddia edebilir ki? ampulu edison icat etti diye ampulden yalnızca onun evine ziyarete gidenler mi yararlanmakta? böyle bir şart nasıl ki yoksa, aranılamazsa bir icatın mucidi nasıl ki o icadın sahibi değilse, o icatı tekeline almıyorsa, sözlükler de kuranların değildir. sözlükler burayı yazdıklarıyla yaşayan bir yer haline getiren, onu yoktan var eden, canlı tutan biz yazarlarındır.
daha önce sözlüklerin kimi görüşleriye ters düşüldüğünde bir bireysel direniş örneği olarak çekip gitme, girilerini silme uygulanmış, şu an da hala uygulanmaktadır evet. ancak bu bireysel direnişin görülmüştür ki herhangi bir etkisi olmamaktadır. biz de bu yüzden ortak hareketi, bir çeşit örgütlü mücadeleyi savunuyoruz ve ortak hareket etme gayretindeyiz. burayı var eden yazarlar tek tek çekip giderse bunun hiçbir etkisi bundan önce olmadığı gibi, bundan sonra da olmayacaktır. gene aynı şekilde toplu bir ayrılmanın da pek bir etkisinin olmayacağının farkındayız. bu nedenle bizler kalıp mücadele etmeyi seçmiş bulunuyoruz. taleplerimiz yerine getirilene kadar, sözlüğün daha iyi bir yer haline gelmesi için en azından iyi niyetli adımlar atılana kadar, sözlüğün bizim olduğunun birileri farkına varana kadar, sonuna kadar kalıp mücadele etmek niyetindeyiz. bu giriye imza atanların hepsi adına konuşmaya yetkili değilim, ama biliyorum ki, inanıyorum ki onlar da benim gibi bu sözlüğün daha iyi bir yapıldığını görene kadar mücadelelerinden vazgeçmeyeceklerdir.
moderasyon taleplerimizi görmezden mi geliyor? kararlılığımızı göstermek adına biz de farketmelerini sağlarız o halde bu yazıları. bunu da en doğal hakkımız olan bir derdim var ve özel mesaj fasilitesine başvurarak, yani bu sözlüğün bize verdiği hakları kullanarak yaparız emin olun.
bayağı tartışmalarda bir değişiklik yok mu? biz de bayağılaşırız o halde. ta ki bayağılıklara daha fazla müsaade edilmemesi için önlemler alındığına şahit olana dek.
ahbap çavuş ilişkisine devam mı? biz de bu ilişkileri ifşa ederiz o halde.
bu nedenlerle, sırf sözlüğün daha iyi bir yer olması adına mücadele ettiğimiz için uçurulur muyuz? yeniden bir hesap alırız o halde. bizim isteklerimiz, ''herkes için istediklerimiz'' yerine getirilene kadar.