terbiyesizin önde gidenidir. ya da değildir.
yokluk vaktimin birinde başıma geldiydi, hocaya sordum ne iş bu diye; adamlar çalıp çalıp satıyorlarmış ayakkabıları. vay anasına dedim, bula bula beni mi buldu ibne.
abimle çok tartıştık o zaman bu mevzuyu, yakın zamanda da güzel bir pardesüm vardı ona da iş atmışlardı bir cuma vakti. abim kendininkini verdi bana helal olsun dedi benimkini götürene; ihtiyacı yoksa almazdı dedi. çok düşündüm bu laf üzerine ama o an benim de ihtiyacım vardı ve yenisini alacak gücüm yoktu. gerçekten ihtiyacı olduğunu bilsem ben de helali hoş olsun diyeceğim lakin hocanın da dediği gibi bu işin pazarını kuranlar tarafından yapıldıysa, öteki tarafta bizzat görüşmek isterim şahısla.
bizim inancımıza göre; çalınan , kaybolan, çeşitli sebeplerden dolayı yiten mallarımız ya bir zaman işlediğimiz günahın, ya yediğimiz haramın vebalidir. yahut allah tarafından sınanmamızdır bu olay.
ne bileyim tuhaf bir olay işte, gerçekten ayağına bir giyim ayakkabı alamayan insan bunu yapıyorsa, yapmak zorunda kalıyorsa, dilencilikten utandığı içindir. hesabını allah'a verecektir sonuçta. bize ise veren de, alan da allah tır inancıyla şükretmekten başka bir şey yapmak düşmez.
keşke malımız çok olsa da her ihtiyacı olanan yardım edbilsek, ihtiyacımızı görebilsek. toplumsal bir olaydır bu aslında. eğer bir komşusu o adamı ya da çocuğu ayağı çıplak görüp , kış ayında bir şey yapmadan sadece bakıp geçtiyse, o çalan kadar komşunun da vebali vardır bu işte. öyle bir komşumuz var da biz farkedemediysek bu daha da ayıptır.
neyse efendim, uzun lafın kısası hepimiz birbirimizi kollarsak maddi manevi, bu tür olaylar farkedilir bir şekilde azalacaktır.