aa, bak gene yaptım. ben, ben, ben... hiç başkalarını anlamaya çalışmıyormuşum mesela. belki de bu yüzdendi yalnızlığım, yeni yeni anlıyorum.
ama harbiden, çok fazla dizi izlediğimden midir nedir, kendimi ingilizce daha iyi ifade edebildiğimi düşünüyorum. kendi çerçevemde çok fazla zaman geçirerek ve bu zamanı da ingilizce filmler, diziler, videolar izleyerek geçirdiğim için bazı ifadelerin türkçesini hiç öğrenmedim. bazılarının da önce ingilizcesini öğrendim. mesela, amerikalı bir çiftçi elinde pompalı tüfekle <"off my property!"> dediğinde ne ifade ettiğini biliyorum ama türkçe olarak bunu nasıl ifade edeceğimi bilmiyorum. bu uç oldu biraz ama günlük hayatta denk gelen bir çok şey oluyor. sinirlenip "gad demmit" dediğim de oluyor ama mevzumuz o değil.
türkçe üç cümlenin arasına bir ingilizce cümle sıkıştırdığım oluyor. tabi sessiz söylüyorum, karşımdaki anlamayacağı için. ingilizce biliyor olarak geçinen eğitimli bir kimse de olsa karşımdaki, genelde bu hızlı geçişe ayak uyduramayıp bi sen hayırdır küfür mü ettin ne bilcez ifadesine bürünüyor.
anlaşılamama kısmına daha gelmedim.
insanlar ingilizce konuştuğumda anlamasınlar, kabulüm. ama insanlar, benim neden kendimi ingilizce ifade etmeye çalıştığımı anlamıyorlar. kendimi ifade etmenin benim için ne kadar zor olduğunu, bunun için yeni dil öğrenmeye kadar gittiğimi anlamıyorlar. beni terk eden eski sevgilim için de öğrenmiş olabilirim ama tabi gene mevzumuz o değil.
herkesin hayatı kendine zor. benimki de bana zor, neden anlamıyor insanlar?