günler geldi geçti, birbirimize olan sevgimiz hiç değişmeden, onun desteği ve morali ile girdim bir kez daha sınava. puanlar açıklandı ve orta halli bi puan almıştım. ankarada devlet üniversitesi tutmuyordu ve ben özel yazmak istemiyordum. durumumuz iyi sayılır ama şimdi anlatsam baya uzun sürecek bir takım sebeplerden dolayı paralı bir okulda okumak istemiyordum. eda baya üzülmüştü bu duruma ama biliyor beni. kafaya koymuşum bi defa. düşündük nere yazalım nere yazalım. eskişehir ve kırıkkale yakın diye onlarda karar kıldık. son gün tercihlerde ne olduysa, dershanedeki hocam, bursalıdır kendisi, bursayı övdü övdü, bak belki gelir, yaz diye diye yazdırdı bursayı. edanın haberi bile yok. diyemedimde zaten. sonradan bi pişmanlık aldı beni ama iş işten geçti. artık bursa gelmesin diye dua etmekten başka yapacak bi şey yoktu.
sonuçlar bi açıklandı, ahanda bursa a**. eda arıyor açmıyorum. bahane düşünüyorum. demeyecekmi a** bursa nerden çıktı diye. git gel 12 saat yol. bu ben açmayınca telefonumu, bi yer kazanamadım sanmış, başlamış ağlamaya. neyse ilk şoku atlattıktan sonra aradım bunu. sesi kötü geliyor anladım. noldu dedim. kazanamadın değil mi dedi. yok ya kazandım dedim. nereyi kazandın dedi. bursa dedim. şokk…
nasıl yani dedi. ilk başta algılayamadı çok uzak olduğunu herhalde. biz yazdımıydık ya bursayı falan dedi. bende son gün dersane hocam yazdırdı dedim. güzel falan dedi. iyi dedi, sevindi yinede. sonradan bi arama, kaç saat canım bu bursa ankaraya. yakındır ya falan dedim. bu biliyor tabi. babası sürekli gidip geliyor. altı saat altıııı diye bağırıyor. sen niye yazıyorsunda, başına buyruk hareketler yapıyorsunda bir sürü azar işittim. haklıydı sonuna kadar.