Benim düşüncem anlatacaklarımdan tamamen farklı. Düşündüklerimi 20 yıl sonra gazetelerden okuyacaksınız belkide. Olan olaylar iyi analiz edebilmek için olayların içinde olmak gerek. Recep tayyip erdoğanı iyi tanımak, gülen cemaatini bilmek ve bunların içinde olmak gerek. Bunları anlatmayacağım tabiki.
Düz mantık bir örnek vereceğim.
Sizin çok iyi anlaştığınız bir arkadaşınız var. iyi anlaşıyorsunuz her istediğini yapıyorsunuz. Ama bilmiyorsunuz ki bu arkadaşınız size içten içten kin duyuyor.
Bir gün o arkadaşınızın hoşuna gitmeyen bir hamle yapıyorsunuz. Arkadaşınız bunu sizinle tartışmak yerine, bütün aile sırlarınızı düşmanlarınıza anlatıp deşifre ediyor. (mit tırları operasyonu).
Daha sonra siz bu arkadaşınızın size zarar vereceğini (ülkenize) düşünüyor ve bu arkadaşınızı kendinizden uzaklaştırıyorsunuz. Arkadaşınızı aile sırlarını başka kişilerle paylaştığı için mahkemeye veriyorsunuz. Şimdi bu davadan bir göz altı kararı çıktığını varsayarsak, hakim sen bu adamla önceden muhatap olduğun için senide tutukluyoruz mu diyecek size?
Siz bu hareketten sonra arkadaşlarınızın hepsine çağrıda bulundunuz. Bu adamla muhatap olan (cemaatle) yardım yataklık yapan kişi benimle muhatap olamaz hepsini hayatımdan çıkarırım diye. Çünkü bu adamla muhatap olan adamda benden aldığı bilgileri bu adama iletebilir. Daha sonra bu adamla muhatap olmayı kesenler kişiler yanınızda, devam edenlerde artık hayatınızdan çıkmış durumda.
17 25 aralık sürecinde bu uyarılar yapıldı. Bu süreçte ilişkiyi kesenler hiç bir zarar görmedi, ama kesmeyenlerin durumu belli.
Olayları tabiki basite indirgiyerek anlattım. Aile sırrı dediğim mit sırları, bahsettiğim terör örgütü. Zaten bu adamlar 40 yıldır devletin içine yuvalanıyorlar. Bunlarla zamanında samimi olan tek kişi recep tayyip erdoğan değil, o zaman demirel, tansu çiller, bülent ecevit, alparslan Türkeş yargılanmalıydı.