doğu akdeniz havzasının iki önemli başkentidir. istanbul milattan önce sekizinci yüzyılda saray burnunda konumlanmış küçük bir yunan kolonisiyken izmir yani bugünki bayraklı höyüğü diye geçen bölge ise amazonların kurduğu ailolis kentlerinden biriydi. istanbul, batı roma nın siyasi ve askeri problemleriyle nedeniyle yıpranmasında dolayı imparator konstantinos döneminde başkent olarak düşünülmüş ve milattan sonra hristyanlığı kabul etmiş doğu romanın önemli imparatoru theodosios döneminde başkent olmuş, hristyanlığın merkezi hagia sophia ve collesum dan daha görkemli forum olan hipodrom buraya yapılmıştı. izmir ise milattan önce iyonların batı anadolu ya gelip kurduğu antik kentlerin merkezi konumundaydı. milattan önce beşinci ve altıncı yüzyılda pagan helen toplumunun dini, siyasi, ticari merkezi olan efes kenti o dönemin doğudaki en büyük metropolüydü. artemis tapınağı yapıldıktan sonra dünyanın 4 bir yanından insanlar buraya akın etti. şehirde 250 bin kişi yaşıyordu. yani bir anlamda başkentti. izmir in içinde kalan bu antik kent roma da hristyanlığın da yayılmasıyla milattan sonra cazibesini ve önemli mimari unsurlarını kaybetti. istanbul ise milattan sonra 1100 yıllık byzantium un en gözde şehri oldu. latin işgalinden sonra zayıflayan imparatorluk, fatih döneminde yıkıldı ve istanbul bu sefer 600 yıllık osmanlı imparatorluğuna başkent oldu...özetle bu iki şehir milattan önce ve sonra diye doğunun merkezi olarak tanımlanabilir. fakat ikisi birbirinden ayrı düşünelemez. doğu roma antik geleneklerin ve ritüellerin üzerine inşa edilmiş bir imparatorluktur...