jean jacques rousseau

entry176 galeri
    36.
  1. 2 - Otariter ve totaliter devletler :

    Bu devletlerde her ne kadar hak ve hürriyetler mevcut gibi görünüyorsa da; ferdin doğuştan hak ve hürriyetleri kabul edilmez, toplum sayesinde varlık ve değer kazandığı kabul edilir.
    Otoriter ve totaliter toplumlarda, fertler arasında eşitlik değil hiyerarşi vardır. Toplumun menfaati fertlerin menfaatine üstün olduğundan, fert için önce mensup olduğu sosyal sınıfın meslek ve hizmet disiplini ve onun üstünde de devlet otoritesi ve disiplini vardır.
    Rousseau hürriyet ve eşitlik üzerinde çok titiz olduğu gibi, bütün demokrasilerde, hürriyet ve eşitlik iki temel şart olarak kabul edilir. Bu sebepten Kelsen otoriter ve totaliter devletlerin her iki çeşidini de; "demokrasiye karşı çıkan devletler" olarak nitelendirmektedir. Bu böyle olmakla beraber bu grup altında toplanan faşist ve sosyalist-komünist devletler kendilerine demokrasi adını vermektedirler. Hatta sosyalist devletler Rousseau'nun doğrudan demokrasisine yaklaşmak için -sözde- halka bütün hak ve hürriyetleri sağlamak ve eşiltiği gerçekleştirme vadinde bulunmuşlar, bu hak ve hürriyetleri anayasalarına da koymuşlardır. Bu devletlerde seçim hakkı da fertlere değil mensup bulundukları sosyal sınıflara, hem de sadece bunların idarecilerine tanınmaktadır. Gerçek halkın doğrudan demokrasi ile idaresini hedef alan komünizm bu suretle hiyerarşik meclislerden meydana gelen bir siyasi sisteme varmış, değil doğrudan demokrasiye parlamentolu demokrasiye bile varamamıştır. Faşizm ise nihayet tek iktidar partisi olan faşist partisinin hazırladığı listelerin halk tarafından kabulüne varan bir sistemi gerçekleştirmiştir.
    Sosyalist sistem taraftarları Rousseau'yu kendilerinin öncülerinden kabul ettiklerini söyliyerek, Rousseau'nun, bu sistem (sosyalist devletler) üzerinde de etkisini sürdürdüğü söylenebilir.

    TOPLUM SÖZLEŞMESi

    Rousseau Toplum Sözleşmesi eserinin hemen başında şu ifadeye yer verir:

    “ iNSAN ÖZGÜR DOĞAR AMA HER YERDE ZiNCiRLERE VURULUR…”

    Rousseau’nun Toplum Sözleşmesindeki açıklamalarına göre DOĞA DURUMU doğal bir özgürlük ve eşitlik durumudur. insanlar doğa durumunda zamanla artan ihtiyaçlarını karşılayamaz hale gelmişler ve evrimsel süreç mülkiyeti ve mülkiyet etrafındaki kavgaları doğurmuştur. Bunun sonucunda insanlar hem bu kavgaları engelleyecek bir egemenin yönetimi altına girmek hem de doğa durumundaki özgürlüklerini korumak için bir sözleşme ile tüm haklarını topluma devrederler.

    Eşitlik Ve Düzen Kaynağı

    Rousseau Toplum Sözleşmesi kuramında devletin meşruiyetini topluma dayandırmaktadır genel-toplumsal irade ve ulusal egemenlik ilkesi gibi meşruiyet yasalarına dayandırdığı iktidar ilişkilerini bireysel hak ve özgürlükleri yok edici bir çerçevede ele alır.Bu ilkeler etrafında bir konsensüs oluşturan halk Rousseau’nun ifadesiyle:

    “ Her birimiz bütün varlığımızı ve bütün gücümüzü bir arada genel bir istemin buyruğuna verir ve her üyeyi bütünün bölünmez parçası kabul ederiz, anlayışıyla tek tek bireylerden yukarıda ve üstün bir irade yaratırlar. Amaç ise; her bir insanın hem herkesle birleşmesi hem de eskisi kadar (doğal durumundaki kadar) özgür olmasıdır.”

    Rousseau’nun Toplum Sözleşmesi Kuramı eşitlik anlayışını temel alır, toplumun tümünü temsil eden GENEL iRADE ile SiYASAL iKTiDAR özdeşleştirilir. Devlet, toplum; toplum devlet olur. Toplumsal ve siyasal eşitliği ve özdeşliği bozacak her türlü engel, genel iradenin mutlaklığının meşruiyeti gereği sistemin dışına itilir. Toplum Sözleşmesinde esas problem; politik yapının kuruluşu veya egemen varlığın teşekkülü problemidir ki, bu Rousseau’yu Hobbes’tan farklılaştıran en önemli hususların başında gelir.
    Hobbes ta egemen varlık onu yaratmış olan öznelerden hukuken ayrıydı, oysa Rousseau da egemen varlık onu yaratmış olanlardan meydana gelir. insanlar varlıklarını ve haklarını üyesi veya parçası olup çıktıkları egemen varlığa verirler. Birey olarak her kişi Özel Çıkara hizmet eden Özel iradeye sahiptir. Ancak YURTTAŞ olarak her biri yurttaşların Ortak Çıkarına hizmet eden Genel iradeye katılırlar. Buradaki önemli nokta; toplumu Ortak Çıkarlar üzerine inşa etme ihtiyacıdır: Özel Çıkarların çatışması toplumların kurulmasını zorunlu kıldıysa toplumu mümkün kılan da aynı çıkarların uzlaşmasıdır. Rousseau un üzerinde durduğu kavramlardan biri olan özgürlük Hobbes un; karşı çıkma direnişinin yokluğu(bir bireyin diğer kişilerin müdahalesinden bağımsız olması)anlamında kullandığı negatif bir biçimde karşımıza çıkarken Rousseau, özgürlüğü pozitif tarzda tanımlar. Ona göre; şehvet dürtüsü yalnız başına köleliktir ve insanın kendisi için emrettiği yasaya itaat özgürlüktür. Onun istediği bireysel haklar ile sosyal ödevleri uzlaştırmaktır. Toplum sözleşmesinin her ilgili kişinin tüm haklarını onlara tamamen yabancılaşıp bütün topluma teslim etmesi gerektiğini açıklar. Sonuçta kişisel çıkar kamu çıkarıyla irtibatlandırılır ve bireysel fayda sosyal adalete dönüşür.

    TOPLUM SÖZLEŞMESiNiN DÖRT KiTABI

    BiRiNCi KiTAP: toplum sözleşmesinin nasıl ortaya çıktığını anlatır.
    iKiNCi KiTAP: içeriği egemenlik ve yasadan oluşur. Egemenlik; genel iradenin yaşama geçirilmesi, Yasalar; genel iradenin edimleridir.
    ÜÇÜNCÜ KiTAP: hükümet ve hükümet biçimlerini içerir. Çoğunluğun yönetimi; DEMOKRASi, azınlığın yönetimi; ARiSTOKRASi, tek kişinin yönetimi; MONARŞi olarak adlandırılır.
    DÖRDÜNCÜ KiTAP: özel kurumları ele alır.
    Genel iradenin korunması için önerdiği üç kurum;
    Olağan dışı koşullar için: DiKTATÖRLÜK
    Töreler ve geleneklerin korunması için: CENSOR LÜK
    Yurttaşlar arasında mistik bağın korunması için: YURTTAŞLIK DiNi

    “YAPTIĞIMIZ BiLGECE YASALAR HARiCiNDE HiÇBiR EFENDiMiZ YOKTUR.”

    BiRiNCi VE iKiNCi SÖYLEVLER
    0 ...