Rousseau hakkında yazanlar; çarpıcı, ateşli, oldukça cesur ve aşırı uslup ve ifadesinden dem vuruyor, kısa zamanda Fransa'yı ihtilale sürüklemesini ve bütün Dünyayı etkilemesini bu sebebe bağlamaya çalışıyorlar. Bu çarpıcı hususiyetinden başka; Rousseau'da gerek ingiliz filozofları Hobbes ve Locke, gerekse diğer ve özellikle çağdaşı Fransız filozoflarından farklı yönleri de göze çarpmaktadır.
Bir kere; eserleri Latince yazılmış bulunan Hobbes ve Locke' dan eserlerini halk dili ile yazmış bir düşünür olarak ayrılmakta, bu bakımdan görüşlerinin halka intikali imkanı mevcut bulunmaktadır.
ikinci olarak; eserlerini halk dili ile yazmış bulunan; ferdiyetçi, liberal ve demokratik görüş taraftarı diğer filozoflardan da; kullandığı uslup ve ifade ile ayrılmakta olduğu gibi, "ihtilal yıllarında Fransa bütçelerindeki geliri karşılayan, hatta krallık hazinesinin borçları dahi kendilerinden "karşılanacak" olan "orta burjuvazi"nin kararsız ve istikbal için programsız olduğu bir zamanda, bu sınıfa bir ideoloji vermesi ve ihtilale kanalize etmesi ile de ayrılmaktadır.
Bir de yine zamanın ansiklopedistlerinden; onların, halen mevcut olan siyasi, sosyal ve hukuki düzenin, halk işe karıştırılmadan ıslah edilebileceğini kabul etmelerine karşılık; kendisinin eşitsizlik üzerine kurulmuş olan bu düzenin ıslah edilemiyeceğini, fakat bir ihtilal ve inkılabın gerekliliğini benimsemiş olması, toprağın feodal aristokratlardan alınarak dağıtılmasını savunması noktalarından da ayrılmaktadır.Bu özellikleri Rousseau'yu; bir yandan, sosyalizme ayrılan yolun öncülerinden biri zannedilmesine sebep olmuş öte yandan fakir halk yığınlarının temsilcisi kabul edilmesine sebep olarak halka maletmiştir.
I - ROUSSEAU'NUN GÖRÜŞLERiNiN KAYNAKLARI, DEVLET VE HAKiMiYET HAKKINDAKi GÖRÜŞLERi:
1 Rouseau'nun görüşlerinin kaynakları:
a) Rousseau'nun Doğup Büyüdüğü Sosyal ve Siyasi Ortam:
Rousseau Avrupa'nın edebiyat sahnesinde belirmeden önce, mevcut düzenin eleştiricileri, halkı reform tasarıları içine alacak şekilde ilgi yörüngelerini yavaşça genişletiyorlardı. Fakat "halk" denilince" öncelikle zengin ve saygıdeğer tüccarlar, hukukçular ve aydınlardan oluşan seçkin Üçüncü Tabaka anlaşılıyordu. Rousseau halktan gelen ilk modern siyaset yazarıydı. Halk; adı anılmayan, karanlıkta kalmış küçük burjuvazi'nin, yoksul zanaatkarların ve işçilerin, küçük çiftçilerin, mevcut düzen içinde yeri olmayan, ümidi olmayan köksüz ve istikrarsızların, déclassé'lerin yığınıdır.
Rousseau 1712 yılında Cenevre'de doğdu. Çocukluğu bu şehirde geçti. Burası o zaman zulümden kaçan kalvenistlerin sığınağı vaziyetinde idi ve bu yüzden de kültür seviyesi oldukça yüksekti. Doğrudan demokrasi ile idare ediliyordu. Ancak olağanüstü hallerde 200 kişilik bir meclis ve hatta 25 kişilik bir heyet bütün idareyi ve yetkileri eline alıyordu. Ancak bu doğrudan demokrasi görünüşte idi. ilk zamanlarda Rousseau da öyle zannetmişti. "Discours de L'Inégalité Parmis Les Hommes" adlı eserinde; Cenevre halkının bütün fertlerine hitaben şöyle başlıyordu: "Muhteşem, çok haysiyetli ve hükümran senyörler". Fakat bu doğrudan demokrasinin sadece görünüşte böyle olduğunu, aslında 25 kişilik bir heyetin demeokrasisi olduğunu sonradan anlamış; bu defa da göklere çıkardığı senyörlere "yirmi beş despotun lehine; müdafaasız; haklardan tecrit edilmiş keyfi bir iktidarın köleleri, Atina'nın (despotları) da otuz kadardı" diyerek önceki görüşünden döndüğünü göstermiştir.
Ayrıca Rousseau buna rağmen daha çok Fransız kültürünün insanıdır. Çünkü o kültürle yetişmiştir. Ailesi bazı yazarların "orta burjuva", bazılarının ise "küçük burjuva" dedikleri burjuva sınıfına mensuptur. Yine ailesi protestan olup Rousseau da protestanken bir ara katolik olur, sonra tekrar protestanlığa döner. Babasından ayrıldıktan sonra 16 sene çok düzensiz bir hayat yaşayan ve adeta bütün meslekleri deneyen Rousseau bir elçilikte 18 ay sekreterlik yaptı. Bu hizmeti esnasında siyasi problemlere ilgi duymaya başladı. Oradan ayrıldıktan sonra bir müddet müzisyen olarak yaşadı, nihayet bazı filozoflarla ve Diderot ile tanıştı.Bir müddet ansiklopedistlerle beraber olduktan sonra görüş ayrılığı yüzünden onlarla da alakasını kesti. Rousseau'nun çok kararsız bir hayatı vardır. Eğitimi de bu yüzden belli bir disiplin altında geçmemiştir. Ancak bütün bunlara rağmen Rousseau bu güç hayat şartları altında dahi önüne gelen eseri okumuş ve kendisini yetiştirmiştir. Ayrıca Rousseau halk içinde geçirdiği bu uzun kararsız hayatı esnasında, halkı tanımış ve sevmiş, bu bakımdan da ansiklopedistlerden ayrılma imkanını bulmuştur. Neticede Dijon Akademisinin açtığı bir müsabakaya; yazdığı ilk eser olan, büyük bir sansasyona yol açan ve bu arada kendisinin tanınmasını sağlayan "Discours sur les Sciences Et Les Arts" adını taşıyan eseriyle katıldı. Bu suretle "Dünyayı altüst eden" eserlerini yazmaya başlamış oldu.