Elimde bir kitap var Charles Dickens'ın iki şehrin hikayesi.
"En iyi zamanlardı, en berbat zamanlardı, bilgelik çağıydı, aptallık çağıydı, inanç devriydi, kuşku devriydi, aydınlanma dönemiydi, karanlık dönemiydi, umudun baharıydı, umutsuzluğun kışıydı, önümüzde her şey vardı, önümüzde hiç bir şey yoktu, doğrudan cennete gidecektik, doğrudan cehenneme gidecektik, - sözün kısası, o zamanlar da tam bu zamanlar gibiydi: En bağırtkan yetkililer, her şey iyisiyle kötüsüyle ancak "en"ler mertebesinde anlaşılacak diye tutturmuştu."
Daha ilk paragraftan hayal etmeye başlıyorum. Okumayı bırakıyorum. Sanayi devrimini, ingiltere'yi hayal ediyorum. Bugün Londra'nın finans merkezi olmasına kadar geçen süreci düşünüyorum.
Krallarını bile eleştirebildikleri aklıma geliyor sonra acaba o zamanlar Osmanlıda padişah eleştirilebilir miydi alay edilebilir miydi diye soruyorum.
Velhasıl kelam kolay kolay kitap bitirebilen bir adam değilim. Çok okurum ama böyle de takıntılarım var.