hep sözde kaldığı için uygulamada sınıfta kalmış ifadedir.
tekke ve zaviyelerin kapatılması,
ezanın türkçe okunması,
diyanet işleri başkanlığının varlığı,
alevilerin cemevlerinin ibadethane sayılmaması,
ramazan ayında oruç tutmayanların dövülmesi,
refah partisi'nin dini gerekçelerle kapatılması,
ramazan ayında oruç tutanlara saygı gösterilmemesi,
ermeni ve rumlar gibi hristiyan azınlığın hor görülmesi,
türbanın yasaklanması,
bir zamanlar kur'an-ı kerim'in okunmasının ve öğretiminin yasak olması.
namaz kılmanın yobazlık, anıtkabir'e gitmenin putperestlik sayılması,
açık giyinene 'modern', kapalı giyinene 'gerici' yaftası,
din kültürü ve ahlak bilgisi derslerinin zorunlu olması, imam hatip liselerinin her yerde olması,
rahip okullarının kapalı olması.
sırf dini görüşü yaşamak adına yapılan zikirlerin alaya alınması,
sünniliğin makbul görülüp şialığın ya da diğer mezheplerin eksik çalışılması vb.
bu örnekler kafa karıştırıcı mahiyette değil mi?
hiç de değil.
iktidarda kim varsa laikliği savunmuş ama asla uygulamamıştır.
türkiye kanun maddesine göre 'laik', kanunun uygulamasında ise 'taraflıdır.'
ne halk ne de devlet bizim ülkemizde laik değildir.
halk zaten laik olmaz.
nihayetinde her birey kendi inancını yaşama hakkına sahiptir.
devletin kurallarına uyarak ve diğer bireylerin inançlarına saygı göstererek her birey istediği gibi inanmakta, inancını yaşamakta özgürdür.
devlet ise bireylerin bu hakkını korumakla ve taraf tutmamakla yükümlüdür.
yukarıdakilere bakarak ne türkiye laiktir ne de laik kalacaktır.