inanclara saygi duyma zorunlulugu

entry16 galeri
    7.
  1. zorunluluk ve saygı, acaba ikisi ne kadar buluşabiliyor?
    her ikiside toplumsal kurgular içinde yer alan, her ikiside aslında görecelilik taşımayan ama göreceli imiş gibi görünen olgulardır.
    "inancıma saygı duymalısın, çünkü ben senin inancına saygı duyuyorum"la başlar herşey. oysa, saygı duyulan nedir? inançların fikri zeminlerimi, yoksa inançlarn toplumsal pratikleri mi? Fikri zeminlerde genellikle saygı sorunu az yaşanmaktadır. En azından asgari zeminlere çekilebilmektedir. Sorun daha çok inançların toplumsal pratiklerinin yansımasında, bunların etkilerinde yatmaktadır. Hristiyan olabilirsiniz, ama hristiyan misyonerliği adına katliamlar yapmaya kan akıtmaya başladığınızda bir zorunluluk dayatması yaparsınız. Zor karşısında insanlar şu veya bu şekilde özelliklede güçsüzlüklerinden kaynaklanan saygı gösterilerinde bulunsalarda aslında saygı değil öfke duyuyorlardır. Dolayısıyla inançların toplumsal pratiklerdeki zor yoluyla dayatmalarına saygı duymayı beklemenin kendisi zaten bir saygısızlık içermektedir.
    "Ben oruç tutuyorum, o halde insanlar benim orucuma saygı duymalılar. Peki ne yapmalılar, ya onlarda oruç tutmalı, ya da en azından karşımda yemek yememeli, sigara içmemelidir. Bunları yaparsa saygısızlık etmiş olur. Bende onun inançlarına saygı duymam." türünden bir saygı beklentisinin kendisi bir toplumsal pratiğe yasaklama koymak demektir ki, bunun saygıyla anılacak bir yanı yoktur. istenen bir saygı değil, dinimin etki alanında ol, onun kurallarını benimle birlikte o toplumsal pratiğin içinde hisset anlamını taşımaktadır. bunun adı alan hakimiyetidir aynı zamanda. tam tersine saygı, burada bir başka toplumsal devinime zarar vermeden, incitmeden kendi toplumsal devinimini gerçekleştirmekle eş anlamlıdır. saygıyı hak etmeyen inançlara toplumlar bir şekilde saygısızlık gösterilerinde bulunabilirler.
    2 ...