bu konuda düşüncelerimi geçen sene ki bir mayis'ta yazdiğim için tekrar yazmama gerek duymuyorum ama, işte aması var.
yönetim erklerinin ve kolluk kuvvetlerinin sönmekte olan bir alevi yasaklamalarla sönmesindense tekrardan hartlatmasi ve gergin politikalarini hoplatmak için osuruktan teyyare nedenler ortaya sürmesi pek akla yakın gelmemektedir.
madem ki bir olgu var , ki mitingler arac değil amactir, amaci baltalarsan ve sindirmeye calisirsan o amac aractan daha önemli hale gelir.
parlementer demokrasilerde -bizim ki gibi muz cumhuriyeti değil- her siyasal erk kendini ifade etme özgürlüğüne sahiptir.
fakat özgürlüklerini beyan ederken tahriklere kapilip cürüm işlersen t.c. kanunlarına göre ceza verilir ve özgürleri kısıtlanabilir.
gelgelelim ki güc ve iktidar kimsedeyse kanun kaleminden ciktiği için kısıtlamalar mevzu bahistir.
1965 secimlerinde milli bakiye sistemi sayesinde demokratik temsil olanaği bulan kitle meclis içi gaddarlıklar ve burokratik davlumbazlıklar ve üzerine binen 12 mart el freni ile yeraltina indiğini legaliteden cikip illegaliteye tanzim olmasini unutmamak gerek.
gelgelelim ki günlük hesaplar ve araclarin gözde cok büyütülmesi amaclarin bosverilmesinden dolayi yeni acilimlar yapilamamakta ve ne yazik ki artik kaduk olmuş olan plansiz, projesiz, ütopyasiz hatta sistemsiz sloganciliğin en bayaği numunelerinde dolanilmaktadir.
elbette var olan sistemin bir çok kusuru vardir. bu kusurlar mevki ve itidar sahiplerinin yağdanlıkları bozulmasin diye düzeltilmemekte ve üstüne üstlük hamasetler bezirganlık cukurunda debelenilmektedir.
toplum dinamiklerini tetikleyici unsurlarda ne yazik ki mevki ve iktidar sahiplerinin bu sinyallerine karsilik verdiklerinden ve hala taviz vermemek adina kaskatı kaldiklarindan bir kıvılcım orman yangınlarina sebebiyet veriyor.
sonuc olarak elle tutulan bir yorum yapilmadimi, fikriyat ve proje ortaya atilmazsa söylenen bütün kelamlar havada kalır ve sekliyetcilik düsünceyi mahv-i perişan eder der sözlerimi bitiririm.