ilk başladığı günden bu yana ilgi ile izlenen aksiyon dizisi.
Kurtlar Vadisi başladığında seyircinin ilgisi süleyman çakır ve memati üzerindeydi. Çünkü dizide türk seyircisine sempatik gelen iki karakter sadece bunlardı. Bu karakterler hem racon kesiyor, haraç topluyor, adam kesiyor, kumar oynatıyor, kaçakçılık yapıyor, her türlü pis işe bulaşıyor hem de delikanlılık ve fakir fukara edebiyatı yapıyorlardı. Tam da türk seyircisinin ağzına layık iki karakter.
Polat Alemdar karakteri ilk bölümlerde bu iki karaktere nazaran daha silikti, çünkü o devlet tarafından mafyayı çökertmek üzere görevlendirilen bir ajandı.
Mafyacılık oynamak (her türlü pisliğe bulaşmak) ve delikanlılık.
Birbirine taban tabana zıt bu iki kavramı bir potada eriten bu iki karakter türk seyircisini de ekran başında eritmeyi başardı.
Sonra işin içine vatan sevgisi ve milliyetçilik gibi kavramlar girdi, süleyman çakır denen mafya bozuntusu bir noktadan sonra safdışı edildi, polat alemdar ön plana çıkmaya başladı. Ve sonrasında mafyanın da üzerinde olan konsey ve bu konseyin bağlı olduğu mabet üyeleri (bir nevi tapınakçı masonik oluşum) oyuna dahil oldular.
Aha dedik, eğer gerçekten tapınakçıları anlatacaksa bu dizi izlenir, zira mabet olgusu ortaya çıkıncaya kadar diziyi ve onu seyredenleri kötüledik, diziyi acımasızca eleştirdik.
Küresel çetenin ortaya çıkmasıyla dizi konseptini farklı bir boyuta taşımış oldu. O dönem gerçekten de bir takım gerçekleri hiç korkmadan büyük bir cesaretle anlattı. Türkiye'de ilk defa bir televizyon yapımında küresel çeteden bahsediliyordu. Bu bir nevi devrimdi aslında.
Dizinin son bölümlerinde muhtemelen senaristlerin iyice yorulması neticesinde senaryo boka sarsa da, polat alemdar'ın gizemli yolculuğu abd'ye kadar uzandı ve mahkemede de son buldu.
Pusu versiyonu başladığında da, bir önceki versiyondaki küresel çeteye daha derinlemesine girileceği ümidiyle seyretmeye devam ettik. Bir çok mantıksızlığı, saçmalığı küresel çetenin ve anlatılması umulan gerçeklerin hatırına gözardı ettik.
Ama bir de baktık ki, küresel çetenin karşısına sözde bilmem kaç bin yıldır türk ulusuna yön verdiği, mevcut devlet yıkıldıkça yenisini kurduğu iddia edilen bir takım gizemli ihtiyarlar çıkarıldı. ihtiyarlar temasının dayandırıldığı o malum , iktidar partisinin de biat ettiği cemaat oluşumunun bağrından çıkan birilerine ait o kaynak bizlere açık ve net olarak gösterdi ki, dizi bir önceki konseptinden çoook farklı bir boyuta getirilmişti.
Bir başkaca kaynaktan beslenen ve aynı moruklar * temasını işleyen birileri çıkıp, dizinin türk halkına kurulmuş bir tuzak olduğunu bile iddia ettiler.
Hala diziyi izliyoruz, bir türlü vazgeçemiyoruz, çünkü konunun nerede sonlanacağını, bokunun nerede çıkarılacağını merak ediyoruz.
izlemekte sakınca yok da, bir de bu açıdan değerlendirip izlemekte biraz olsun fayda var kanaatindeyim.
Bu neye benziyor biliyor musunuz? iki tane canavarın kuzuyu yiyebilmek için birbiriyle kıyasıya kapışmasına benziyor. Kuzu da eli kolu bağlı ve çaresiz, kendisini en az acı vererek yiyecek olan canavara destek olmaya çalışıyor.