her tanıştığım insanla bir süre muhabbetten sonra kendimi açıyorum. birazcık ilgi artışı beni kabuğumdan çıkarmaya başlıyor sanırım. beni çok seviyorlar. eleştiriler de oluyor, övgüler de oluyor ama bir bağlılık oluştuğunu hissediyorum.
bu bağlılığın sağlamlaştığını hissettiğim anda sınırsız özgür bir alanda olduğumuzu düşünüyorum. bu alanda artık sadece ikimiz oluyoruz. başka insanlar giremiyor, girmeye çalışsalar da dayanamayıp çıkıyorlar.
ama sözlük sanırım ben sevmenin de dozunu aşıyorum. her sevdiğime aşırı bağlılığım ile zarar veriyorum. kıskançlığım ile ikimizi de mahvetmeye başlıyorum. güvenememe hissim yüzünden kendimden soğutuyorum.
sanırım bana mutluluk hep kısa süreli veriliyor sözlük. bir çocuğa oyalanması için verilen ve sonradan hadi bırak dedikleri bir oyuncak gibi. misafirlikte tam alıştığı çocukla konuşurken "hadi eve gidiyoruz" denilmesi gibi. o istediğim sonsuz alan hep benden uzaklaşıyor işte.
her nasılsa bir güç, sevmeye başladığım her şeyi elimden alıyor. artık sevemiyorum sözlük, sevdikçe cezalandırılıyorum. acı çekiyorum. nefret etmek istemedikçe nefrete zorlanıyorum. üzülmek istemedikçe ağlamaya zorlanıyorum.