olayı öyle bir mecradan çarpıtmaktaki bazı densizler, kendilerini akıllı sanan beyinsizler. olayı bilmeyen dışardan bakan birisi bile bu şekilde yaklaşmaz meseleye. fakat bunların maksadı şerefli insanların şerefine leke sürmek. çamur atmak. karalamak iftira etmek. gözden düşürmek. halbuki bilmiyorlar ki peygamberleri allah bizzat korumaktadır. onlar şaibeli işlere bulaşmazlar.
şu dünyada en çok malumata sahip olunan kişi hz muhammeddir. (s.a.s.) doğumundan vefatına kadar tüm hayatı, tafsilatıyla birlikte bilinmekte ve kaynaklarıyla birlikte günümüze gelmiştir.
bu meseleye gelince;
hz zeydin (r.a.) zeynep validemiz ile geçinemediği kaynaklarda geçmektedir. şiddetli geçimsizliklerinin kaynağına varana dek her şey açıktır. kadınlarda sosyal statü gereksinimi diye bir olgu var. genellikle mevki sahibi bir kadın, makam ve mevki sahibi birisini ister. hz zeynep validemizi hz muhammed kendi eli ile evlendirmiş olmasına rağmen, bu evlilikten beklentilerini bulamamıştır hz zeynep. bu noktada kadınları suçlayamayız. sonuçta şiddetli geçimsizlik nedeni ile boşanmışlardır. dışardan bir müdahale söz konusu değildir.
hz peygamber, bu olayda onların geçinmeleri hususunda elinden geleni yapmış fakat netice alamamıştır. ayrıca bu evlilik allahın (c.c.) emridir. buna muhatap kılınacağını anlayan efendimiz (s.a.s.), bu olayın topluma yansımasını, hakkındaki söylenecek olan sözleri ve düşünceleri gayet iyi bildiği halde --önce kendisini kenara çekmiştir--. ne zaman ki ayet iner emir vaki olur o zaman ilahi emre uyar.
evet zor bir iştir yapılan. çetin bir imtihan vesilesidir. o alemlerin peygamberi (s.a.s.) yüzünün akıyla --şerefiyle namusuyla-- imtihanı kazanmıştır. bu hususta müslümana düşen ve yakışan konu hakkında ileri geri konuşmamak kendi kafasınca hüküm vermemektir. hatta kalbinden bile asla sui zann etmemektir.
diğerlerine gelince; herkes kendi karakterine göre hareket eder. fakat hesap günü herkesin hesabını allah (c.c.) görecek. bizde bekliyoruz ve hep birlikte görcez hz peygamberin aleyhine konuşanların halini ahvalini.