17 yaşındayım. Üniversite olmadı , açıköğretim fakültesine kayıt yaptırmaya gittim. O sırada bir hastanede çalışıyorum. Neyse , beni büroya bıraktı yanında çalıştığım doktor , gittim kaydımı yaptırdım. Kitaplarımı aldım. Çalıştığım yere döneceğim, dönemiyorum. Kayboldum. Site var yakınlarda. Bir tane de park var. Parkın içi upuzun ağaçlarla dolu. Hani yukarıya bakınca da sadece yapraklar , dallar var.
Bir banka oturdum. Yorulmuştum. Parkta karanlık ve küçük bir park. Bir anda karşımdaki banka yaşlı bir kadın geldi. Görme engelli , saçları kınalı , çok yaşlı bir teyze. Yanında da 3 tane benim kadar sokak köpeği. Kangaldan bozma tipteler üçü de. Neyse , köpekler başıma tünedi.
Patilerini attılar üzerime. Zarar verirler mi bilemiyorum. Her şeyi düşünmem gerekiyor o an.
Bende sevmeye başladım onları. Kafalarını okşuyorum , arayı hoş tutmaya çalışıyorum. Salyaları üstüme akıyor hepsinin. iyice şımarıyorlar. Dakikalar geçiyor , köpekler gitmiyor. Bırakmıyorlar beni.
Yorulmuşum , kaybolmuşum , doktor beni bekliyor . kadın konuştu bir anda "ya işte dedi hayvanlar nasıl biliyorlar ama sevildiklerini " dedi. "Yoksa hiç gelirler miydi yanına ?" dedi. Ne desem bilemedim. Karşımda görme engelli yaşlı bir kadın. Tepemde üç kocaman köpek. Zorla kendilerini sevdiriyorlar ve gitmiyorlar.
Alice , harikalar diyarı ' nda ... Kadın kalktı birden , onu parka getiren köpekler de peşin sıra gittiler. Hemen kaçtım. Parktan bir çıktım . otobüs durağı. çölde su bulmuş gibi sevindim o an. insanlar falan.
O nasıl bir parktı hala unutamıyorum. "Çarpıldım herhalde " diye düşünmüştüm. Sık agaçlardan dolayı karanlık, dışarısı görünmeyen , sesten izole... Sadece canlandırın aklınızda.