aylardır hastaneydi babam, bünyesi zayıftı zaten, daha önce de damar tıkanıklığından dolayı bir ameliyat geçirmişti.
son zamanlarda da bir şey de yiyemediğinden iyice zayıflamış beti benzi atmıştı.
sabah 5.50'de kalkıp hastaneye gittim. Lise son sınıf olduğum için anca haftasonları gidebiliyordum, istesem izin alıp yine giderdim ama ygs'yi yeni atlatmıştım ve daha önümde lys vardı. Babamın benden tek isteği üniversite kazanıp okumamdı. ablam ve abim üniversite okumamıştı o yüzden babam en çok da benim üniversite kazandığımı görmek istiyordu. neyse hastaneye vardım, babamın yanına geldim, zar zor konuşuyordu çok halsizdi. ailecek iyileşir diye bekliyorduk biz de.
sonra amcamlar geldi oda iyice kalabalıklaştı. yengem de gelecekti o aşağıda kalmış odayı bulamamış, doktor da odayı az boşaltın fazla kişi kalmasın deyince babam eliyle işaret ederek git yengeni buraya getir onu da göreyim herkesi göreyim son kez dedi. sanki son kez göreceği içine doğmuştu. tamam dedim yanına gittim doktor çıkın diyor madem ben gideyim baba yengemi yukarı yollarım ben de eve geçerim dedim, hadi görüşürüz dedim elimi salladım o da elini salladı odadan çıktım.
lanet olsun, ne bileyim işte görüşürüz demiştim.. olmadı bi daha görüşemedik.
eve geçtim biraz daha lys sorusu falan çözüp uyudum.
4 mayıs olmuştu.
gece saat 3 ya da 4 civarı ablamla abim benim odaya geldi, annem hastanede kalıyordu, annem abimi aramış, babanın durumu kötü doktor acil ameliyata alınması gerek demiş. beni uyandırdılar ben de hemen üstümü giyip çıkıyordum ki ablam evde çocuklar var biz gideriz sen çocuklara bakarak olursun geç gelirsek çocuklar evde tek kalır dedi. saat 4 falan ben uykuluyum yeni uyanmışım bir şey de diyemedim tamam o zaman demekten başka.
cumaya aydan aya namaza bayramdan bayrama giden ben o gece bildiğim bütün duaları okudum. uyku tutmadı gözümü. yatağın içinde kafamda bin bir senaryo kurup tekrar tekrar dua ediyordum.
saat 5'i geçtikten sonra gözlerim dayanamayıp hafifçe uykuyu dalmıştı ki kapım tekrar açıldı.
eniştem ve ablam benim yatağın yanına çöktüler.
ne oldu? diyorum.
ablam seslenemiyor bile, hiç sesi çıkmıyor.
enişte ne oldu? diyorum eniştem ağlıyor.
en sonunda eniştem "akın lan babamı kaybettik" diyor hıçkırarak.
yatakta donup kalıyorum.
hıçkırarak bağırarak ağlamak istiyorum ama ne ağlayabiliyorum ne sesim çıkıyor, olayın şokunu atlatamıyorum..
sonra da "biz cenazeyi almaya gidiyoruz" diyorlar ve gidiyorlar.
hiçbir şey yapamıyorum, elimden hiçbir şey gelmiyor, mal gibi duvara bakıyorum, yatağın içine giriyorum, kafamı yorganın içine sokuyorum ama olmuyor işte hayatın gerçeklerinden kaçamıyorum.
peki sınav? diyorum sonra kendi kendime.
ne yani şimdi üniversite kazandığımı göremeyecek mi babam diyorum.
saat 6 gibi cenaze evin önüne o yeşil arabayla geliyor. evin önünde o acı siren çalıyor ben de kapının önünde duruyorum.. hiç kıpırdayamıyorum bile.. millet geliyor başın sağolsun diyor donuk bir suratla milletin suratına bakıyorum..
sonra annemi görüyorum feryatlar içinde fenalaşmış komşular sakinleştiriyor.. anne diyorum gidip sarılıyorum.. ölen babam ama ben geride kalan annem için ağlıyorum..
cenaze aracı önce mezarlığa gidiyor orda babamı yıkıyorlar.. o cumartesi son kez görüşürüz dedikten sonra yine görüşüyoruz ama bu kez babam cansızken.. hala donuk bir suratla babamın yüzüne bakıyorum orda.. can yok, beden var ama içinde ruh yok diyorum kendi kendime, yanımda abim ağlıyor, abimin o halini de ilk defa görüyorum..
en son da gidip babamın da vasiyeti üzerine köyümüzdeki mezarlıkta babamı kendi babasının yanına defnediyoruz.
babam da kendi babasını 14 yaşındayken kaybetmiş.
ben de 17 yaşındayken.
ne diyebilirim ki artık..
ben yaşadım eller yaşamasın,
allah kimseye yaşatmasın diyebilirim ancak.