Yanlış yapan erkektir. Ama duygular yokmu duygular.. Adamı mahveden bu zaten.
Soğuk bir şubat ayıydı, akşamı mevlid kandiliydi günlerden cuma. Cumadan çıkmış eve gelmiştim, telefonda yıllarca süren ilişkinin hiç tahmin edilemeyecek türden mesajı çıkmıştı karşıma. "Anneme senden bahsettim (zaten istediği mesleğe sahip değildim diye hep koz ondaydı) annem razı değil, ayrılalım" demişti. Sonra deli gibi telefon trafiği..
Dedim şu sınav bi gelsin, biraz bekle (tabi dağılıyorsun o anlarda) falan, tamam dedi. Ama artıkın ok yaydan çıkmış. Bi de kendisi üniversite okuyor tahsilli, hatta Türkiyenin en iyi 5 üniversinden biri olan hacettepede. Sonra cumartesi oldu yani 1 gün sonra, uyku falan yok zaten, yine konuşmalar yine perişan ağlamalar, çaresizlik diz boyu kısaca. Diyorsun tabi sitem ediyorsun şartların ne olduğunu biliyordun, neden umut verdin diyor, ağlıyor duruyorsun. Yanılmışım diyor, en az üniversite mezunu olsun diyor,yani tahsilli istiyor, sen mahfoluyorsun. Öyle 1, 2 yılda değil. Gönlünü kaptırmışın çünkü hiç kolay değil. Sonra 2 ayda 1 üç ayda 1 naptın falan. Tabi sen iyi bileniyorsun, bi hırs oluşuyor. istediği mesleğe sahip olmak için işi falan bırakıyor ders çalışıyorsun. Tabi o ihtimal vermiyor bir şeylerin olacağına. Aradan 2 seneye yakın geçiyor, ara ara naptın diye soruyor. Ama sağlam soğukluk var. Söylenen laflar normal değildi, seven insanı paramparça yapacak türdendi. Ayrılmak için sağlam koz vardı, sesini de fazla çıkartamıyorsun haklı, ama perişan oluyorsun, kriterlerini söyleyince. Neyse sınav herşey bitiyor, istediği mesleğe sahipsin artık. Ve bu sefer kozlar senin eline geçiyor. Ulaşıyorsun ona, tabi o ihtimal vermiyor olacağına. Kendi görüyor gözleriyle (çok merak etmişimdir o yüz ifadesini) tabi araya soğukluk girmiş, ezmiş seni zamanında. Birkaç zaman sonra nişanlandığını söylemez mi, haydaa diyorsun, Allaha havale ettiğini söylüyor sonra alışmak zorundasın napcan ki. Ezile ezile iyi insan olma vasfını kazanıyorsun kâr olarak bu kalıyor işte. Ne zor zamanlarmış.*