yok lan öyle dediğime bakmayın.bilirsiniz bazı tipleri, 3-5 kişilik bir grup yüzlerinde b.k çiçeği açmış gibi sırıtarak yanınıza gelirler.sonra "bende ne var yine, ne diye gülüyorlar bana karşı" diye içsesinizle bir sohbete dalarsınız.
hoş beş selamdan sonra, salladım formata uygun olsun diye.yoksa bizim hayvanların en latif selamlama şekli "naber lan y.rraam"dır.neyse aklıma geldi, selamlama şekilleri, yok lan şey değil.nerde göreceğim sanki, içiniz fesat olum sizin.
daha sonra esas konuya girmeye başlarlar.
"- olum hayvancan öyle bir fıkra anlattı ki, gülmekten s.kim t.şağıma yapıştı.bak bir daha anlatsın, hep beraber gülelim
hepimizinki yapışsın."
al başına belayı şimdi.dinlesen bir dert, dinlemesen bir dert.bu abazanların bu kadar pohpohladığı fıkranın içinde anatomideki tüm çıkış bölgelerine bir gönderme vardır mutlaka.şimdi ben böyle kendimi kasıyorum hem size anlatayım, hem de formatı delmiyim diye ama anlamazsanız ben bilahare size gösteririm o çıkış bölgelerini.
o kadar ısrar ederler ki artık "anlat da kurtulayım birader" diyen bakışlarla bizim hayvancana bakarsın."işte böyle, anlatmam için yalvaracaksın köpek" der gibi bir bakışla cevap verdi ve yüzünde şeytani bir gülümseme.ürkek uysal bir kedi gibi başımı öne eğdim bu bakış karşısında.korktuğumdan değil, "sen fıkrayı anlat ben senin amuna korum" diyen bakışlarımı görmemesi için.
ve söz hayvancanda : " bir türk, bir ingiliz, bir fransız bir karıyı ..." böyle devam eder.hepsini anlatırım ama içimizde oks'ye hazırlanan veletler varmış.fıkranın sonuna doğru diğerlerinde bir hareketlilik bir kıpırdanma başlıyor, boşalmadan önceki an gibi aynen.
fıkrayı bitirir bitirmez bizim hayvancan küçük bir "eki eki" ile diğerlerine gaz vermeye çalışır.diğer abazanlar hala benim yüzüme bakmaktadırlar.yani ağzım nike logosunun şeklini alsa bile titreyerek boşalacaklar.ama ben bu zevki onlara yaşatır mıyım hiç.iki saattir kafamı ettiniz, karı ingiliz fransız meme g.t diye.
işte o anki beş saniyelik sessizlik, kuzuların sessizliği.hiç kimseden çıt yok.herkes bana "bu mal niye gülmüyor" diye bir nazarla bakıyor.bende fıkrayı anlatan çoçuğun gözlerine kilitlenmişim, gözlerimle tecavüz ediyorum.işte o beş saniyelik süreç benim boşalma sürecim.
ve kaçınılmaz soru :
"- abi fıkra nasıldı, hiç tepki vermedin."
"- yok havamda değilim, başka zaman anlatsaydınız işi gözlere bırakmazdım.bizzat kendim yapardım."
"- ne gözü abi ya.anlaşıldı sen havanda değilsin."