atom enerjisi karşıtı eski moda solcular

entry28 galeri
    14.
  1. birçoğu, öncelikle yerli ve dönüştürülebilir kaynakların kullanılması gerektiğini savunanlardır.

    nükleer enerji kullanımına karşı olmayan biri olarak, türkiye'nin enerjide izlemesi gereken temel nokta, yerli teknoloji ve dışa bağımlılığın minimum olacağı bir enerji sistemi olmasıdır.

    her seferinde çevre konusu ile nükleer enerjiye karşı çıkılır, yeni teknoloji ile nükleer enerji dünyanın en temiz enerjilerindendir, bir hidroelektrik santral, baraj gölü çevresinde yarattığı erezyonla nükleer santralden daha fazla zarar vermektedir aslında. kullanım ömrü de nükleer enerjiden daha azdır.

    asıl değinmek istediğimiz nokta ise, nükleer santralin yerli teknoloji ile imal edilmesi.

    akp hükümeti, nükleer enerji ile enerji problemini çözmek istemektedir buraya kadar her şey güzel, fakat yasanın alelacele hazırlanması, yerli teknolojinin by-pass edilmesi üstelik bunu yaparken insanların gözünün içine baka baka "yerli teknoloji kullanılacak" yalanının söylenmesidir.

    akp hükümeti ile birlikte her alanda olduğu gibi, enerji alanında da dışa bağımlı olmamız kaçınılmaz bir hal almıştır. yerli kaynaklar bakımından baktığımızda, termik santraller her ne kadar doğayı katlediyor imajında olsa da, bu 3. dünya ülkesi olan ülkemizde böyledir. çünkü, termik santrallerimiz bırakın yeni teknolojiyi veya santralkler,n yenilenmesini, durmadan arızalanmakta ve arıza doğru düzgün giderilememektedir.

    vaudeville for vendetta'nın nükleer kullanımlarla alakalı verilerine eklemede bulunmak isterim, bugün yunanistan elektrik enerjisinin %60'ını kendi çıkardığı kömürü kullandığı termik santrallerden elde etmektedir, almanya linyitte dünyanın 1 numarası olmasının da etkisi ile ürettiği elektriğin %52'sini kendi ürettiği kömürü kullandığı termik santrallerden üretmektedir. almanya'yı göz önünde bulundurursak, %52 kömür, %30 nükleer enerji yani %18'lik dilim dışınad kalan bölüm doğa karşıtı teknoloji ile üretiliyor! iş bu kadar basit değil tabiki, uranyum ve kömür kullanılan santraller, devamlı yeni teknolojiye uygun hale getrilmekte, özellikle termik santrallerde çok sağlam filtreleme sistemleri kullanılmaktadır. yine elektiriğin, avustralya %77, polonya %94, çek cumhuriyeti %62'sini kömürden elde etmekte. hani diyenler çıkacaktır, bunlar 3. dünya ülkesi, ancak bu ülkeler -avustralya hariç- ab üyesi belirtirim. biz ise, linyit rezervinde dünyada 7. sırada olduğumuz halde ürettiğimiz elektiriğin %23'ünü termik santrallerle üretiyoruz hem de bu santrallerimizin bakımını yapmayarak!

    peki biz elektiriğimizi nereden üretiyoruz? elektirğimizin büyük kısmını, sahip olmadığımız bir kaynaktan doğalgazdan üretiyoruz oranı %45! dışa bağımlılık böyle bir şey işte, 2 gün önce iran'ın bize verdiği doğalgazın %75'ini kestiğini hatırlatmak isterim ki, durumun vehametini anlayın. iran neden kesti? türkmenistan iran'a verdiği doğalgazı azalttığı için. türkmenistan ile iran arasındaki problemden, biz etkileniyoruz yani dışın da dışına bağımlıyız.

    örneğin, oymapınar hidroelektrik santrali, seydişehir alüminyum fabrikası'na bonus olarak verilip, 1 kw/s bile antalya'ya verilmeyince enerji bakanı "antalya'da elektirik açığımız var" söylemini zikrederek, antalya'ya doğalgaz çevrim santrali yapacaklarını açıkladı. ancak, botaş da, "antalya'ya döşediğimiz borular elektrik santrali için yetersiz" bilgisini verince, yeni boru hattı döşeme çalışmaları başladı. ne kadar plansız programsız hareket edildiğini görün istedim. paralarımız nasıl iç ediliyor, taşeron firmalar nasıl para kazanıyor görün istedim. neyse konumuz bu değil.

    türkiye'de doğalgaz çevrim santrali sayısı devamlı artıyor dolayısı ile dışa bağımlılığımız da aynı oranda artıyor. şimdi de, nükleer teknoloji aceleye getirilerek, büyük ihtimalle bir alman-fransız konsorsiyumuna ihale verilecek. dışa bağımlılık daha da arttırılacak.

    tabi, nükleer santral inşa ederken, nelerden vazgeçeceğimizi de bilmek gerekir. ne kadar dönüm araziyi yok sayacağız, yok sayacağımız arazinin veya doğanın üzerine bu santralin bize getirisi nedir, kantara vurduğumuzda getirisi ağır basacak mı? yerli teknoloji olacak mı? bunlardır önemli olan.

    diğer taraftan rüzgar enerjisi de, yangından mal kaçırırcasına bir yaklaşımj içerisinde kısa sürede her şey sonlandırılmaya çalışılıyor. örneğin hüsnü özyeğin, 1.1 milyar dolarlık bir yatırıma hazırlanırken, ihale süreci, şartları ve ihalenin sonlandırılması için 1 ay gibi komik bir süre yaratılmaya çalışılıyor. enerjide dışa bağımlı olmamız için sanki birileri ekstradan çaba sarf ediyor.

    sonuç olarak, nükleer santral türkiye için gereklidir ancak, bugüne kadar sağlam hazırlanmamasının günahını aceleye getirerek hizmet ediyoruz görünmek kesinlikle bu ülke için bir ihanettir. iletişim, finans, ağır sanayi ve enerji sektörü dışa bağımlı olup "paranın dini imanı olmaz" diyenin, kanından şüphe ederim.

    türkiye'nin ilk yapacağı iş, mevcut termik santrallerini modernize etmek ve dünya rezervinde 7. sırada olduğu linyitini optimum şekilde kullanmalıdır. rüzgar enerjisine ve güneş enerjisine de yatırımını yapıp, nükleer tekonolojide de yerli teknoloji kullanmalıdır. ancak, burada söylediğimiz gibi öncelik nükleer enerjinin olmamalıdır. nükleer enerji sağlam bir planlama ile haraket edilerek yapılmalıdır. öncelik ise termik santraller olmalıdır, enerji üretimindeki oranı %23 değil, %50 civarında olmalıdır. başta doğalgaz olmak üzere, dışa bağımlı enerjiyi minimumda tutmak gerekmektedir.

    (bkz: atom enerjisi karsiti eski moda solcular/@vaudeville for vendetta)'da bahsedildiği üzere, nükleer enerji öcü değildir, hele ki, denizlerimizin kirliliğine laf etmeyen, su kaynaklarını bilinçsiz tüketen, çöpünü çöp kutusuna değil sokağa atan, çöplerin geri dönüştürülebilir kısımlarını umursamayan milletimizde, nükleer enerji için tu kaka denmesi tuhaftır.

    önemli olan, en yeni teknoloji ve yerli teknoloji ile bir şeyler yapmak, enerjide dışa bağımlı olmayı engellemektir. çernobil örneğini temcit pilavı gibi öne sürmeye gerek yoktur, üst paragrafların birinde bahsettiğim üzere, bugün hidroelektrik santraller, nükleer satrallerden daha fazla zarar vermektedir doğaya.
    3 ...