o çocuk da o aile de kendisi seçmedi bu kaderi. ve mahkum değiller bu durum yüzünden evlerinde tıkılı kalmaya.
çocuğa oyuncak alırken yaşına göre ağzına kaçacak şeyler almıyorum. evime çocuk geleceği zaman kırılacak eşyaları kaldırıyorum. bir arkadaşım, model araba koleksiyonunu tek tek toplayıp kaldırıyor.
zaten engelli vatandaşımıza özürlü diyerek kişiler kendi çaplarını belli ediyorlar. allah vermesin, yolda giderken çatı düşüyor adamın kafasına, ya ölürsün ya sakat kalırsın. sonrasında evde kapalı mı kalacaktır insan? yoksa imkan el verdiği kadar sosyalleşmek mi mutlu eder insanı?
bir toplumun medeniyet düzeyini yaşlı ve engelli vatandaşlara verdiği değerden anlayabiliriz. ne yazık ki bir kısım insan, yaşlıların sokağa çıkmaması gerektiğini, otobüste yer bile vermekten rahatsız olduğunu belirtiyor ülkemizde. engellilerin misafirliğe gittiğinde kırdığı yirmi liralık bir malı üzüntü ile karşılıyor.
böylelerine yalnızlık gerekir. o insanlar engelli çocukları ile birlikte evlerinde otursun. diğerleri gelip bilgisayar oynamak isteyen çocukları ile evde otursun. diğer bir aile çok zengin olmadıkları için evlerinde otursun. ev sahibi de yalnızlıktan sözlük köşelerinde yazmaktan başka bir sosyalliği (o da ne kadar sosyalikse) olmayan bir hayata mahkum kalsın.
sanırım olması gereken budur.
engelliler de insandır. onları da allah yaratmıştır. bize düşen, onları dışlamak ve onlarla dalga geçmek değildir. aksine, doğuştan veya sonradan, kendi istekleri dışında sahip oldukları engelleri ortadan kaldırmak için çalışmaktır ödevimiz. sosyal devlet, toplum demek bunu gerektirir.