biraz milliyetçi bir gözle değerlendireyim.
jeoekonomik milliyetçilik, ekonomiyi küresel
rekabete kapatmadan, yüksek değer ekli, görece ucuz, rekabet
değeri yüksek ve küresel geçerliliğe sahip yüksek teknoloji
ürünlerini üretebilen bir refah ekonomisinin politik alt yapısını
oluşturan politik yaklaşımdır.
jeoekonomik milliyetçiliğin japonya ve asya kaplanları diye
anılan ülkelerin türkiyeye uygulanma çabası olduğu akla
gelebilir. ancak böyle bir tespit doğru değildir. ekonomik milliyetçilik
belirli bir ekonomik modelin kopyasından ziyade,
türkiyenin ekonomik ihtiyaçları ile dünyanın en güçlü ekonomilerinin
ekonomik yaklaşımlarının olumlu yönlerinin sentezlenerek.
ekonomik-politik bir program haline getirilmesidir.
bu program devlet-özel sektör stratejik yatırım ortaklığını
ve araştırma-geliştirme sürecinde devlet desteğini benimsemeli;
ancak devletin özel sektör üzerindeki hâkimiyetini ve
verimsiz ekonomik birimleri yaşatma ısrarını reddetmelidir. jeoekonomik milliyetçi yaklaşım sağlıklı bir ekonomik gelişmeyi,
sağlıklı bir toplumsal yapıdan ayrı düşünmez. ekonomik
sıçrama politikası ile refah devleti politikası arasında bir
zıtlaşma görmez. gerçi birçok sanayileşmiş ülke, 1980li yılların
başlarından beri sosyal refah devletinde kısıtlamalar yaparak
pasifik kuşağının ucuz emek politikaları ile rekabet edebilir
kalmaya çalışıyorlar ve/veya sermayelerini düşük ücretli ülkelere
kaydırıyorlar. türkiyede ise iş gücünün avrupa ile kıyaslandığında
pahalı olduğunu söylemek mümkün değildir. bağımsızlaşmanın en önemli boyutunu, ekonomik bağımsızlık
oluşturmaktadır. türkiye'nin ağır iç ve dış borç kısır
döngüsünü aşacak bir modelin bulunması zorunluluktur. türkiyenin
ağır ekonomik sorunlarının aşılmasında, şimdiye kadar
izlenen ekonomik politikaların ülkeyi sadece ağır hasta
vaziyette tuttuğu, ancak iyileşmesine izin vermediği anlaşılmalıdır.
bundan dolayı, ekonomik krizin aşılarak güçlü bir
ekonomik yapıya kavuşmanın ancak radikal önlemlerle gerçekleşebileceği
görülmelidir.