cilginca trabzon hurmasi yemek istiyordum. francoise hardy'e telefon ettim. 'kuzum bana trabzon hurmasi getirebilir misin' dedim. o da bana 'tabi ki mon ami getririm' dedi. sevincten deli olmuştm simarikliği ele alip 'bi zahmet cikolatali bulursan cok iyi' olur dedim.
sabirsizliktan yerimde duramiyordum. bir ordan bir buraya kosturup duruyordum. perdeleri indirip yeniden takiyordum.
kapi din don din don din don vak vak diye caldi. nihayet gelmişti ama o ne...!
- tegmenim piyaqnoyu sattim, koltuk takimlarini da 25 kasa tokai sarabi karsiliğinda boleznali vharjek'e trampa ettim.
- svayk ben senden sadece astegmen dub'a yarin krakow'a hareket etmemiz gerektiğini maresal yumoş'un ordusuna bölük olarak nakil edileceğimizi bildirmeni istedim.
- tegmen'im biliyorum ama gidipte dönmemek dönüp görmemek var, o yuzden ne varsa ne yoksa sepetlemenin iyi olacağini düsündüm.
- bana bak sersem kafali aptallarin aga babasi, ne zaman gelecekler esyalari almaya?
- tegmenim yarin sabah saat 10'da... hiç unutmama silezyali bir dokumaci vardi bir gün...
- svayk! sağa dön uygun adim mars! istikamet kupa asi meyhanesi.
svayk belasini böylelikle basimdan sepetlemiştim.
kapi gine zir din dong caldi, elinde migros torbalari ile francoise hardy arz-i endam etmişti.
- darling trabzon hurmasi getirdim ama cikolatali bulamadim kusura bakma dedi.
- olsun mon ami dedim, zahmet edipte geldin ya , dedim.
iyi bir şise etiketinde allah ingiltere'nin belasini versin yazan kiraz rakisini cikardim. bardaklarimizi doldurduk. usul usul bir rüzgar esmekte, ammavelakin kicimizi dondurdugu halde hissetmiyorduk bile.
balkon uyuyup kaldik. sabah yeri ilgit ilgit vururken, francoise'in ilgit ilgit sesi ile uyandim. gökyüzündeki mefta olmak üzere olan aya bakip bir sarki söylüyordu.
traume, die bei nacht entstehen
und am tag vergehen
sind meistens garnicht wahr
weil sie unter den millionen
unsrer illusionen
geboren sind
şimdi işin yok gücün astegmen dub'un dangalaliklarini kim cekecek, kaz kafali maresal yumos ile zartini zurtuyla kim ugrasacak, svayk'in akıl almaz hiyartolugu ile kim cebellesicek.
devam et hardy:
traume sind wie ferne wolken
denen andre folgen
solang es leben gibt
sag mir, sag wohin sie treiben
wo sie einmal bleiben
weiss nur der wind
yahu kim takar katowice'yi bana arkadas ben bir yere gitmem.
wie ein wunder ist die welt
jeder baum und jedes feld
wie ein wunder ist die welt
traume, die uns nichts bedeuten
sollte man beizeiten
mit andern augen sehn
weil sie oftmals unser denken
auf die wege lenken
die wir dann gehn
din don diye kapi caldi. nakliyeciler gelmişti. suratlarina bakip hassiktirin ordan dedim.
gökte ucan bir fil sinyal vermeden serit değiştirdiği için pembe panter'i yumruk manyaği yapiyordu....