çok güzel bir lise hayatım oldu çünkü sağlam arkadaşlıklarım vardı. kocaman bir gruptuk kızlı erkekli (yaklaşık 18 kişi).. içimizden hiçbiri aç kalmazdı herkes cebindekini döker ortaklaşa alınır ve ortaklaşa yenilirdi. kimin ne verdiğine de bakılmazdı ki durumu iyi olmayan arkadaşlarımız rencide olmasınlar.
küçük bir sahil kentiydi bizimkisi.. çıkışta hava güzelse sahil kenarına kayalıklara oturmaya; şayet yağmurluysa her zaman takıldığımız tuncer abinin hoş sohbetiyle tatlanan cafesine giderdik. öss ye (bizim zamanımızda böyleydi) hazırlanırken bile birbirimizi ihmal etmedik biz. pazartesi hariç her akşam etütler olurdu ve pazartesi günleri ders çalışmaz dinlenme günü ilan ederdik. hep birlikte sinemaya giderdik. bi keresinde hatırlıyorum 16 kişilik bilet kalmıştı ki yüzüklerin efendisinin ilk filmi, o kadar beklememize rağmen girmedik filme ayrılmamak için ve 1 hafta bekledik.
internetle işimiz olmazdı. cuma akşamları anlaşır basketbol ya da voleybol oynamaya giderdik. çekişmeli maçlar eder enerjimizi atardık. erkekler yine kızlarla dalga geçer ama hiçbir zaman küfür etmezlerdi.
ailelerimiz tanırdı birbirlerini, tanımayı da kendileri isterlerdi. küçük yer tutucu olur diye düşünenler için ben hiç öyle bir şey yaşamadım. babam esnaftı ve erkek arkadaşlarım "kızını kaçırmaya geldik" deyip alırlardı beni babamın yanından.
her birimizin gönlünde aslanlar prensesler yatardı, birbirimize fısıldardık da o insanla karşılaşınca heyecandan çıkmazdı sesimiz. daha bir değerliydi sanki hisler. söylemek zordu tesadüfi gözgöze gelmek bile yanaklarımızı kızartırdı. ulaşmak zordu çoğu şeye, radyonun başında geçirirdik bazen gecelerimizi.. arkadaşlarla birbirimize şarkılar hediye ederdik, bazen de gizli rumuzlarla gözümüzü kaçırdıklarımıza.
gazete okurduk, ansiklopedi karıştırırdık.. kütüphanenin kokusunu bilirdik ki en sevdiğim kokulardan biridir. bazen çok boş muhabbet ediyoruz diyerek kitap okuma grupları oluştururduk.. tartışırdık bilmediklerimizi paylaşırdık.
küçücük insanlardık kocaman hayalleri olan.. şimdi o hayallerimiz bu koca dünyanın hızlı tüketiminde ufacık detay gibi kaldı.. kayboldu..
çok özlüyorum o günleri..
ve o günlerdeki bizi..