yeni birilerini transfer ediyorsak o kişiye abudik gubidik işler yaptırmazsak olmaz. efendim dünya yıldızı bir futbolcuyu transfer ediyoruz, hemen kameraların önünde adama top sektirmesini söylüyoruz. kazayla sektiremese vasat futbolcu olacak o adam.
"ben futbolcunun top sektirenini severim" demiş halkımız.
efendim bir yarışçıyı getiriyoruz, adam arabasıyla önümüzde patinaj yapıp lastik yakıyor. motosikletçi geliyor ön kaldırıyor.basketçi geliyor parmağında top çeviriyor. bunlar mı ölçüt?
üniversitede aynı dersi dört beş kez alarak her tür soru tipini sınavlarda görmüş oldum. ama henüz bu soru tiplerinin çözüm tiplerini öğrenemedim. bir beş kez daha alırsam o dersi çözüm tiplerini de öğrenirim elbet.
şu çağrı merkezleri de ne acayip yahu. telefonu açar açmaz efendim ben bilmemkim diyorlar. napayım ben senin ismini?
türk telekom adsl çözüm hattı ile herkes çözüm yaşamıştır. ben de yaşadıydım bir ara. dört gün üst üste. ilk gün aradım müşteri hizmetlerini. "buyrun ben osman nasıl yardımcı olabilirim" dediler. adam öyle samimiydi ki! yani osman'a sempati duydum. osman'ı sevdim. ikinci gün sorunum çözülmediği için bir daha aradım. bu sefer "buyrun ben ebru, nasıl yardımcı olabilirim" dediler. ne ebrusu? ne yardımı? babayı yardımcı olursun. osman'ı getirin bana dedim."hasta mısınınız" türünden bir soru sorarak sorunumu çözmeye çalıştılar. ama ben osman'ı istedim hep. ertesi günü aradım hikmet çıktı telefona. dördüncü gün ise telefondaki haydar'dı. korktum haydar'dan. kapadım yüzüne.
millet vekilleri de relefondaki müşteri temsilcileri gibi konuşsalar ya! "buyrun ben ali babacan, nasıl yardımcı olabilirim?" gibi. hepsi de bir temsilci nasıl olsa.
farza mahal vermem farz-ı mahal diyerek!
sokaktaki insana sorup duruyorlar boyuna. ama o sokaktaki insan da öyle bir insan ki hep istiklal caddesinde arkadaş. yani hava çok kötü de olsa hep sokakta bir insan var. yok yani evimde bile otursam ben sokak adamı oluyorum. nasıl iş bu?
sokaktaki insan merak ediyor, sokaktaki insan soruyor. bok mu var? ne meraklısınız lan?