saçmalamada sınır tanımamak

entry223 galeri
    87.
  1. hani bazı insanlar vardır; bir şey, yapması gerekiyorsa mutlaka yapması gerekir. yapmazsa rahat edemez; içini huzursuzluk kaplar, sağlığı bozulur. ben de onlardanım.

    belki iğrençlik olacak, kimisinin deyimiyle bok muhabbeti olacak. onlar okumasın efendim. ben de tuvaletimi yapmam gerekiyorsa mutlaka yaparım, yani ne yapar eder mutlaka yaparım. kimi insan saatlerce tutar, günlerce tuvaletini yapmadan yaşayan insanlar vardır; ben onlardan değilim. ben afedersiniz ama büyük tuvaletimi yapmam gerekiyorsa mutlaka yapmalıyımdır. bununla ilgili sizlere bir anımdan bahsetmek istiyorum biraz. iğrenen okumasın...

    istanbul'daki dostlarımı ziyarete gitmiştim; eğlence diz boyu. geyik geyik üstüne. klasik öğrenci evi hesabı buzdolabı yine bomboştu; profilo alışveriş merkezi yakınında bir börekçide bomboş mideyi börek ve buz gibi limonata ile doldurarak güne başladık. boş mideye soğuk limonata içilince bağırsaklar çalıştı tabii, hem de feci...

    herkesinki çalışır, ama benim gibi bir hasta var ortada. tuvaletim geldi oradan kalktıktan on dakika sonra. pier lotti'ye gitmemiz gerekirken ben tuvalete gitme konusunda ısrarcıydım. bana dediklerine göre civarda tuvalet veya tuvaletli bir mekan yoktu. ne yapıp edip bulacaktım o tuvaleti...

    gerekirse böyle ilçenin içine zıçarım deyip zıçacaktım orta yere... yapabilirdim bunu!

    neyse efendim, herkesi oracıkta bırakıp alabildiğine yürümeye başladım. normal insanlar yüreklerinin götürdükleri yere giderken ben kalın bağırsağımın götürdüğü yere doğru gidiyordum. aksi gibi yüz metre geride dükkan ve kafe dolu olan semt bu civarda ıssızdı deli gibi. arandıkça arandım.

    kaan ertem'in efsanevi karakteri zıçan adam gibi terler döküp "ters v şeklinde kaş" moduna girmiştim bile. toplumsal sorun gördüğüm an zıçabilirdim.

    biraz daha yürüdükten sonra altında dükkanlar olan bir bina ile karşılaştım. dükkanın biri yüzbinlerce dolarlık arabaların satıldığı kiralandığı bir oto galerisiydi. kapısında bir corvette ve bir hummer vardı. insanlık her ne kadar ölmemiş olsa da ben buraya kaka yapma amaçlı girsem beni kakadan beter ederdi bu adamlar. ne yapmalıydım?

    hayatım gözlerimin önünden bir film şeridi gibi geçiyordu. bok yoluna gidecektim resmen; mecaz değil gerçek anlam yani.

    kasılarak biraz daha yürüdüm ve bilgisayar sarf malzemesi satan bir dükkanla karşılaştım. burada işimi görmeliydim artık. içeri hışımla girdim. müşteri velinimet mantığı ile beni karşılamaya gelen eleman ile bakıştım ve soruyu yapıştırdım; "boş dvd'niz var mı?" dedim. öyle normal bir soru soruş tarzı değildi benim ki. yani hizir idi yunus idi tadında aceleci bir tavırdı. o boş dvd'yi de ihtiyacım olduğundan falan değil, sırf tuvaletlerini kullandım diye sus payı olsun diye almak istedim.

    adam boş dvd olmadığını söyler söylemez, "tuvaletinizi kullanabilir miyim" dedim. hayretler içerisindeydi... "tabii" dedi. işimi gördüm, adama teşekkür edip ayrıldım oradan, onun hakkını ödeyemem o ayrı...

    sonra düşündüm, orada boş dvd olsaydı ve alsaydım boş dvd'yi; sonra adam deseydi: "tuvalet yok" diye. ne yapacaktım? boş dvd aldığımla kalırdım. dünyanın en şanssız insanı olacaktım belki de o an.

    dört gigabayt zıçardım orada tuvalet olmasaydı ve o dvd'yi almış oslaydım herhalde!
    1 ...