müzik endüstrisi şöyle beslenir; bir takım uzun saçlı sakallı adamlar birleşip adına 'grup' denilen formları oluştururlar; biri şarkı söyler, biri gitar çalar, bir diğeri arkada burnunu karıştırır falan. neyse, daha sonra bu koca koca insanlar ağlak aşk şarkıları yazar, 'yitip gidenin' ardından ağıtlar yakarlar. her duygu durumuna uygun şarkıyı hazırladıktan sonra albümlerini çıkarıp birilerinin üzülmesini beklerler, başarılı olurlarsa cepleri dolar, olamazlarsa 'grup' formunu bozar ve yeni sulara yelken açarlar. üçgen çalmaya başlamak bu durumda atılacak en uygun adımdır.